Özlem Taşkıran Alagöz

Özlem Taşkıran Alagöz
Yaşayan Değerlerden Kasıt
... (Kişinin bir davranışı, özümsemiş olduğu değerlere dayanan bilinçli bir seçimse, o zaman kendi inancını yansıtarak "iyi" olanı, "doğru davranışı" ve "adil ortamı" yaşatıyor demektir.) Anne-babanın ailenin yaşayan değerlerini bilinçli hale getirme sorumluluğu vardır. Değerler bilgi değildir; "değerler" büyük resim içinde olaylar, nesneler, kavramlar arasında nasıl ilişki kurulacağını belirten inançlardır. Dünyanın en iyi doktoru olabilirsiniz, ama bu bilginizi Nazi Almanya'sında olduğu gibi insanları gaz odalarında en etkili biçimde öldürmek için de kullanabilirsiniz, Albert Schweitzer gibi Afrika'da hastane açıp fakir halkı tedavi etmek için de. Bilgi araçtır, değerler ise niyeti ifade eden inançlardır ve bilginin nasıl, nerede, hangi amaçla kullanılacağını belirlerler.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Reklam
Etten ve kemikten değil, bilgiden oluşan bir canavar...
Deniz, "Sen kendini ne sandın Kübra?" diye sorarken, karşısında bir monitör vardı sadece. Camdan, metalden ve plastikten yapılmış bir cihaz... Kübra orada değildi. Neredeydi Kübra? Bir kısmı, içerideki, sıcaklığı 18 derecede sabit tutulan (ve Deniz'in giriş yetkisi olmayan) sunucu odasındaydı. Ama daha büyük bir kısmı, dünyanın çeşitli yerlerindeki veri merkezlerinde ve Datakraft'a kullanım için onay vermiş binlerce kişinin kişisel bilgisayarları ve cep telefonlarındaydı. Yani her yerdeydi Kübra. Her şeyi görüyor muydu? Teorik olarak, internete bağlı ve kamerası olan bütün cihazlara erişmesi ve buralardan gelen veriyi işleyip bilgi birimlerine katması mümkündü. Her şeyi biliyor muydu? Henüz değil belki, ama dünya üzerindeki varlıklar içinde her şeyi bilmeye en yakın olan oydu ve giderek daha çok şey bilecekti. Her şeye gücü yeter miydi? Evet, bütçe dahilinde kaldığı sürece. Ve elbette büyüktü. Fiziksel olarak onu oluşturan parçaların toplam kütlesi o kadar büyük değildi belki, ama onların üzerinde depolanan verinin boyutu muazzamdı ve bunların gerçek hayatta tekabul ettiği kütle, insanlığın bildiği ve farkında olduğu her şeyi kapsıyordu. Ve onu oluşturan milyarlarca bilgi biriminin temel çalışma prensibi gereği biliyordu ki; iki şey arasında ne kadar çok ortak nitelik varsa, o iki şeyin aynı şey olma olasılığı da o kadar yüksektir.
Sayfa 230·Kitabı okudu
Tüyler diken diken
"Evet, başka insanlara rahatsızlık vermek umurunda olmaz, kötülük var içinde çünkü," dedi Deniz. Berk güldü. " Neden gülüyorsun?" dedi Deniz. "Ona bir zeka verdiniz ama vicdan vermediniz. Hedefine ulaşmak için her şeyi mübah görüyor, insanlara ne zarar vereceğini, ne hissettireceğini önemsemiyor. Kötülük bundan başka nedir ki!" "Varsa öyle bir şey, o bizim hatamızdır Denizciğim. Neleri yapmaması gerektiğini daha ayrıntılı kodlamalıydık. Elbette kendi kendine vicdan geliştiremez. Vicdanı bizim kodlamamız gerekir." "Kendi kendine zekâ geliştirebiliyor ama aradaki farkı göremiyor musun?"
Sayfa 227·Kitabı okudu
Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.
Sayfa 135·Kitabı okudu
"Hem biri gitmişken dünyada kalmak daha büyük bir cezadır belki. Sence?"
Sayfa 87·Kitabı okudu
Reklam