Ardaaa

Ardaaa
@ArdaUmutt
12 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Keşke bize ne olacağımızı değil de nasıl biri olacağımız sorulsa
Terfi etmek bir hedeftir. Çalışkan olmak ise bir değer. Değerlerini belirlemesi istenen pek çok insanın hedeflerini sıralaması şaşırtıcı degil. Bizler, bizi hedef odaklı olmaya yön-endiren bir dönemde yaşıyoruz. Sürece önem vermek çoğumuza yabancı. Çoğumuz daha çok sonuç odaklıyız; kendimizi daha iyi hissetmeye, daha iyi görünmeye, daha fazla kazanmaya odaklayız. Bizlere yapılacaklar listemizdeki maddeleri tamamlarsak daha iyi bir hayatımızın olacağı öğretiliyor. Hayatımızı Halbuki sahip olmak, elde etmek, ulaşmak istediğimiz hedefleri bilmek hatta onlara doğru adımlar atmak, hayatımızı anlamlı kılmak için yeterli değil. Hedefler, gereklidir fakat yeterli değil. Davranışlarımız, değerlerimizle paralel olduğunda anlam kazanır
Oysa içimizde ne yapmanız gerektiğini, bunun da geçece-gini bilen bir taraf var. Ve aslında her birimiz şefkat vermeyi sandığımızdan çok daha iyi biliyoruz. Sevdiğimiz bir dostumuz, annemiz-babamız, evladımız, yardıma muhtaç bir hayvan, küçük bir çocuk acı içindeyken ona nasıl yaklaşmamız gerektiğini biliyoruz. Içimizdeki bu kaynakları kendimiz için de kullanabiliriz. Siz de öz-şefkate bir şans vermek isterseniz, bir dahaki sefer acı ziyaretinize geldiğinde, acıdan kaçmak, acı çektiğiniz için kendinize kızmak veya kendinizde hata aramak yerine, acınıza yüzünüzü dönüp kendinize, "Şu an acı çekiyorum, böylesine zor bir anda kendime nasıl yardım edebilirim?" diye sorabilirsiniz.
Bir şeyi atlatmak istersek ilk önce kabullenmemiz gerekir onu
Belki de Mevlânâ'nın dediği gibi, "her gelení alnımızın akyla misafir etmeli", "karanlık düşünce, utanç ve garez, hepsini gülerek karşılamalı."23 Kabul etmeli içeriye. Bunca yıl kaçtık, bunca yıl savaştık, belki de artık bu amaçtan vazgeçmeli. Lakin temkinli olmakta fayda var zira "Bu duyguyu yok etmeliyim" ne kadar katıysa, "Bu duyguyu kabul etmeliyim!" de o kadar katıdır. Her duyguyu öyle bir anda kabul edemeyiz. Ozellikle bizi zorlayan duygulara yüzümüzü dönmek, bazen acımızı ge-çıci olarak artırabilir. O yüzden yeri geldiğinde acıya yalnızca uzaktan bakmak da yeterlidir, yanına gelip yavaşça dokunmak da. Bunu yaparken de bir anda değil, yavaş yavaş ilerlemeli2* Kapı çaldığında, önce bakmalı gelen kimmiş diye. Kapıda bizi bekleyen her neyse, ona karşı merakla, ne olduğunu anlamak niyetiyle kapıya kulak kabartmalı. Belki daha sonra kapıyı aça-rak, misafiri içeri davet ederiz. İstemeye istemeye. Bir an önce gitmesini isteye isteye.
I am not my body, not my mind...Not my thoughts or feelings...
Tüm hayatınız boyunca siz, sizdiniz. Bedeniniz değişti, duygularınız değişti, rolleriniz değişti, inandıklarınız, düşünceleriniz, öncelikleriniz değişti fakat siz her zaman sizdiniz. Bedeninizin
Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ve insan da buna dahildir
Kendimde de olmak üzere, çevremdeki birçok kişide olumlu etiketleriyle uyumlu olma, tutarlı davranma çabasını gözlemleyebiliyorum. Bir yakınım, sırf "ben güçlüyüm" etiketine uymayacağı için