Öncelikle bu ilk incelemem şimdiden anlam kaymaları ya da yanlış anlatımlarım için özür diliyorum olursa demiyorum olucak biliyorum. Yazar işinden atılmış parasız kalmış bir şekilde gezerken eski okul arkadaşı Hamdi ile denk geliyor ve Hamdi onu hemen orda evine davet ediyor. Cevabını almadan arabada yer açan Hamdi evine davet ettiği dostunun iş sıkıntısı çözeceğini söyleyip yarın yanıma gel bir yolunu buluruz gibi pekte üstüne düşünmemiş bir mizaçla ona yardımcı olacağını söylüyor. Yazarımız ertesi gün istemeyerek ikilemde olarak yanına gidiyor ve konuşuyor. Hamdi gerçektende ona iş ayarlıyor , aslında bütün hikaye burda başlıyor.
Kitap bu bölüme kadar monoton ve biraz sıkıcı gitsede yazarımız iş yerindeki Raif abiyle tanıştıktan sonra kitap aniden ivme kazanmaya başladı. Çünkü Raif abi daha doğrusu Raif efendi lisan bilen verilen işi yerine getiren bir denileni iki etmeyen biri olmasına rağmen derin bir suskunluk içinde. Hamdiden azar işitse bile tek bir serzenişte bulunmayan sadece işini yapan hayata kendini kapatmış birisi , ailesiylede durum böyle kalabalık bir ailesi olan Raif efendi yaşına bakılmaksızın ailenin gelir kapısı ve beden işçisi olarak görülüyor. Yazarımız Raif efendinin suskunluğunun içindeki çığlıklarını öğrenmek için herşeyi yapsada başaramıyor ta ki o güne kadar…
Raif Efendi yaşından dolayı sık hasta olan zaman zaman işe gelmeyen bir adam. Yazarımızda ona gide gele onun ailesinden biri oldu zaten. Fakat son hastalığı ciddi bi duruma sokuyor onu işten ayrılmak zorunda kalıyor daha doğrusu kovuluyor gibi bişey ve işyerindeki masasının çekmecesinde bir defter buluyor yazarımız. Çekmecedeki tüm eşyalar ile beraber Raif efendiye getirdiğinde Raif efendi sobayı işaret edip atmasını söylüyor yazarımız buna karşı çıkıyor onu okumak Raif abinin
Maria" diye fısıldadım. "Nasıl oluyor da bir insan diğer bir insanı bu kadar çok mesut edebiliyor?.. İnsanın içinde ne müthiş kuvvetlerin saklı olması lazım!"
Gözlerinden tekrar o parıltı geçti.