Emin Taşdemir

Emin Taşdemir
Çok küçüktüm, sonra az küçüktüm, daha sonra daha az küçüktüm, daha daha sonra hiç küçük değildim ve şimdi büyüdüm, üzgünüm...
Reklam
Kayayı döven dalgaya aldırmadan Bir dakika, bir dakika diyerek biraz zaman istiyorum martıdan Dertleşmek için hazır olunca ıslık çal diye cevap geliyor martıdan Esen rüzgar yarıp geçerken kelimelerimi kayanın dövülmelerine bir yenisi daha ekleniyor Deniz hırçın, dalga öfkeli Ben donuk, kaya tam da kaya gibi Martılar yer yer cilveleşiyor esirgenen birim zamanda Yitip giden o incecik anda Geriye dönüşü yok, çıkılan basamak tuzla buz oluyor Gemiler bir bir yanıyor Su ısınıyor, su kaynadı kaynayacak Hayır, hayır balıkları kurtardık belki biraz yosun kalmıştır kurtarılamayan Ucuz atlatmanın yolunu arıyoruz halk ekmek kuyruğunda Ve evet ucuz atlatık Tutuşan denizin felaketini...
Edebiyat
Ayaklarına zaman dolanmış hayatın Biraz zorlayınca anlaşıyor dünyanın dörtte dördünün suyla kaplı olduğu Yüzmeyi öğrenemeden karadan kesildi ayaklar Ardından koşamadan yürek yarasının Suların içinde ateşe döndü ayrılık Geriye çiçeğin ardından kalan toprağa hasretlik kaldı. Hasretlik ki kağıttan gemi ne su alıp batar ne de binip uzaklaşmak mümkündür Bütün diğer mümkün olup da mümkün olmayanlar gibi Son mümkün oluşumuz da sular altında kaldı Çekilir mi sular Yeşerir mi çiçekler Gelir mi bahar Susar mı kalabalık Dağılır mı karanlık Bilinmez...
Edebiyat
Güzel anların maliyeti sorulmaz sevgilim! Enflasyon karşında güçlüdür onlar, Döviz bazında da zarar ettirmezler...
Edebiyat
Tan vaktinden beriye gelen durgunluğum Ve koynumda beslediğim uykusuzluğum Gözlerimin arlanmaz arayışı Bitip tükenmek bilmeyen o acımasız devinim Soluk yolundan garka göçen acizliğim Heybemin ölçülemez ağırlığı Terimle akıp giden tenim Dirhem dirhem azalan sonsuzluğum Bir ansız gülüşe göç etmek de nedir?
Edebiyat