Anna

Bu dünyada, her gözyaşından sonra geri döndüm ve kendime “annem babam var” dedim. Sonra bir damla daha aktı, çünkü gördüm ki tam da onlar beni böyle yapan sebepmiş — içimde büyüyen bir yara, dışarıda büyümeye her çalıştığımda.
İki üç damla gözyaşı döktüm ve özlemimi dile getirdim.
Sessiz Özlem
Uzak Gözümü açar açmaz anlıyorum ki uzağım. Adım atarım, yine anlarım ki uzağım. Sokağa çıkarım, yolları seyrederim. Bu şehir bana yakışıyor ama ben onu sevmiyorum. Bu şehir beni bir fırsat olarak görüyor, kendi kızı gibi değil. İşte beni çalışan bir el olarak görüyorlar, yorulan bir beden olarak. Hiçbir göz beni tanımıyor. Hiçbir ses adımı doğru söylemiyor. Her yanlış söyleyiş, ne kadar uzak olduğumu hatırlatıyor. Gece olunca uyumaya yatarım. Duvarlar benimle alay eder. Özlerim… ama söyleyecek kimsem yok. Fotoğraflar başka bir hayattan kalmış gibi. Özlediğim sesler artık gelmiyor. “Dönmek istiyorum” derim sessizce. Yastığımı ıslatan gözyaşlarıyla uyurum. Evimi düşlerim. Uyanırım. Ve yine ölürüm.
Gerçekten kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz...
Alıntı