Şükriye Özoğuz

Şükriye Özoğuz
@Ares211
Kalabalık mı?...Insan kalabalığından nefret eden;kitap kalabalığında kaybolan...
Halkı Murad'ın deliliğine iyice inandırdıktan sonra halletmesi gereken önemli bir iş kalıyordu.O da Mithat Paşa denilen etkili şahsiyeti saf dışı bırakmaktı.Bu adam yaşadığı sürece tahtı tehlikedeydi.Ama devir değişmişti.Eski devirlerde İngiltere, Fransa gibi Osmanlı'da da hükümdarın katline karar verdiği adam kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmadan yok edilirdi.Kromvel gibi,hatta zavallı Kraliçe An Boleyin gibi.Ama artık işler böyle yürümüyordu.Bu yüzden gecelerce düşündükten sonra parlak bir çözüm buldu.Amcası Abdülaziz'i öldürenleri yargılatacak,Mithat Paşa'nın da komplonun başı olarak suçlanmasını sağlayacaktı.Sarayın bahçesine çadırlar kurdurdu.Emri altındaki hakimlere birçok kişiyi yargıları ve adaletle hiçbir ilgisi olmayan mahkemede Mithat Paşa ve arkadaşlarını idama mahkûm ettirdi.Mahkeme ikinci başkanı,Paşa'nın düşmanlarından Hristo Forides'ti.Savunma sırasında Paşa'nın sözünü kesip konuşturmak istememesi üzerine sanığın şu ünlü sözü tarihe geçmişti: "Bu iddianamenin sadece başındaki besmele ile sonundaki tarih doğrudur.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ermenilerin üzerine giderek Avrupa devletlerini kızdırmaya ne gerek vardı?Zaten Ermenilerle aralarında kan davası bulunan Kürt aşiretlerinden Hamidiye Alayları oluşturmak ve liderlerine hayallerinde bile göremeyecekleri paşalık unvanları vererek isyancıların üstüne salmak yeterliydi...
Sayfa 165·Kitabı okudu
"...Ne efsunkâr imişsin ah ey hürriyetin yüzü Aşkının esiri olduk gerçi kurtulduk esaretten..."
Sayfa 159·Kitabı okudu
Edebiyat
"...Bu dünya böyledir,"diyordu."Sular hendeğine dolar.Insanlar doğar ölür,gün doğar batar.Ağaçlar büyür çürür.Sular akar,bulut ağar.Ağayı öldürürsün,ağa gelir yerine.Bir daha öldürürsün,bir daha gelir..." (KOCA SÜLEYMAN)
Yapı kredi yayınları
"...Şu yalımlar ne güzel yalımlar.Bahar gecesinin karanlığına da ne güzel yakışmış.Yalım geceye ne güzel uymuş,kurşun yüreğe ne güzel uymuş,eli kolu bağlı olmak bize ne güzel uymuş,kanı kuruyup yangın karşısında,elimiz koynumuzda durmak bize ne güzel uymuş,ağıt sesi gönlümüze ne güzel uymuş,insanlık bize ne güzel uymuş!...Yanginlar büyüdükçe yüreğimde kabarıyor,genişliyor.Yüreğim demircilerin örsüne dönüyor.Örs de yüreğe ne güzel uymuş!..."
Sayfa 470 - Yapı kredi yayınları