Pruşevskiy'in içinden ansızın, insanların pek az uyudukları, düşündükleri ve tartıştıkları, akşamları yemek tezgahlarının açıldığı, oralardan şarap ve şekerleme kokularının yükseldiği, yabancı bir kadınla karşılaşabileceğiniz ve bu patırtıda ebediyen yaşamak istediğinizde dostluğun esrarengiz bahtiyarlığını hissederek bütün gece onunla sohbet edebileceğimiz, sabah da gazı kısılmış bir sokak lambasının altında vedalaşıp şafağın boşluğunda tekrar görüşmek için sözler vermeden ayırabileceğiniz uzak, merkezi bir şehirde olmak geçti.
İlerleyelim güzelim güllerin açtığı
Çiçekli vadiye doğru,
Musaların bizim için düzenlediği
En sevdiğimiz halayı çekerek.
Çünkü güneş yalnızca bizim için var
Ve de tatlı ışık
Bizim için var, biz Erenler için,
Yerliye de yabancıya da
İyi davrananlar için.
Yükselin meşalelerin alevli !
Onların elinde sallayarak
Ey İakhos, İakhos,
Geldin gece şenliklerinin ışıldayan yıldızı!
Çayır apaydınlık oluyor, ihtiyarların
Dizleri titriyor, onlar
Kederlerini, yıllarını yükünü silkip atıyorlar
Kendilerini kutsal hizmete adamak üzere.
Sen de meşalenle yolu aydınlatarak
Raksa meraklı gençleri
Çiçekli, nenli toprağa kadar götür.