Hangi dünya görüşünden, sınıftan ya da kültürel çevreden gelirse gelsin insanların hemfikir olduğu noktalardan biridir: varoluşu acı çekerek sağlamak! İster bireysel, isterse de toplumsal olsun hemen her duyguya ve düşünceye bağlılık acıdan geçerek gidilen ve meşakkatli bir yolculuğun neticesinde sağlanır.
Yeraltı edebiyatının toplumcu gerçekçi bir söylemle muhalefet etmesi, alternatif bir çözüm önermesi çok beklenilen bir durum değil. İnsanın kendi bireysel kıstırılmışlığından yola çıkarak yıkıcı bir isyanı haykırması, toplumsal paradigmayı sarsıcı bir diskur içermesi ise olmazsa olmazı. 
Yeraltı edebiyatı üreten yazarlar ya yeraltına inandıkları için ya da bizatihi yeraltında oldukları için bu edebiyatı üretirler. Her iki durumda da bu iradi bir seçimdir, yerüstünün ve kurallarının reddine dayanır.