Coetzee'nin bu kitabında bir okurun bekleyebileceği pek çok şey var. Edebi açıdan guclu bir yapı barındıran bir kitap, bunun yanında insanın duygularını ayakta tutabilen,canlandıran daha çok hassas duygusallıktan uzak set ve çarpıcı. Ancak bunun dışında tetikleyici unsurların var olduğunu söylemekten mümkün. Genel hatlari ile bakıldığında yer yer insanın sinir uçlarına dokunan, bir insanın kabullenemeyeceği hele hele bir kadının kabullenemeyeceği öğeleri belki de bile isteye kitaba işlemiş yazar. Taciz, tecavüz, hayvan ötenazisi gibi belki de hala günümüzde bile problem olarak görülen şeylerin dönemin Güney Afrikasında eski bir üniversite profesörünün hayatı etrafında şekillenen olaylar üzerinden aktaran yazarın anlatmak istediği şeyler hala kanlı canlı günümüzde de yaşamaya devam ediyor. Edebiyata baktığımızda hangi dönemde yazılmış olursa olsun ya da ne ne zaman okunmuş olursa olsun, okunduğunda belli başlı ögelerin cografya farketmeksizin hala günümüzde de devam ettiğini, hala problem olarak hanlı canlı karşımızda durduğunu çok net bir şekilde gösteriyor yazar. Kitabın bence en önemli ve ilgi çekici özelliği sizi tamamen o duyguyu hissettirmesi, yaşadığımız duyguda kalmanızı sağlaması. Ancak bu duygular daha çok daha naif olmayan, keskin şeyler. Bunu yaparken ayaginiza celme taklmiscasina sarsilabiliyorsunuz..