Sessizlik, zihinlerinin en derinlerine kadar sızıp onları eziyordu; görünmez muazzam bileşenlerin ve güçlerin oyununda pek de kurnaz ve bilge insanlar olmadıklarını fark ettirene, kendilerini sınırlı ve küçük hissettirene kadar, ruhunun tüm sahte heveslerini, coşkunluğunu ve gereksiz yere yüklediği aşırı değeri üzümün suyunu çıkarır gibi sıkıp alıyordu onlardan.
Son zamanlarda yaşanan öğretmen şiddetleri ne yazıkki tesadüf değil. Öğretmene yapılan bu şiddet yıllardır bilinçli veya bilinçsiz olarak biriktirilen yanlışların sonucudur. Öğretmeni arka plana atarsınız, öğretmenin emeğini sömürürseniz, öğretmeni velinin kapısında kul köle eylersiniz , Öğretmenin mesleki sınırlarını korumaz, onu her an sorgulanabilir, baskılanabilir hale getirirseniz; saygıyı ortadan kaldırırsınız. Disiplini zayıflatır, yaptırımları etkisizleştirirseniz; şiddetin önünü açarsınız. Sonra da dönüp neden böyle oldu diye hep birlikte sorgularsınız. Gerçek şu ki: Öğretmenin güçlü olmadığı bir yerde eğitim güçlü olmaz. Eğitimin güçlü olmadığı bir toplum ise ayakta kalamaz.