Son son sormam gereken şeyler vardı babama, son son nasihatlerini duymalıydım. Son son fotoğraf çektirmeliydik ayrıca, fazla fotoğrafımız yoktu. Son son bolca sarılmalı, sevdiği şeyleri son son yapmalıydık. Kafamda hep bu dönüyordu. Etrafımda babasını kaybeden pek kimse yoktu o dönem, baba ölümü için erken sayılacak bir yaştaydık.
Ölüm birtakım şeyleri sabitliyor. Günay abinin yaşını sabitliyor, Recai abinin gülüşünü sabitliyor. Annelerin ıstırabını ve benim bu dünyadan hiçbir zaman hiçbir halt anlamayacağım gerçeğini sabitliyor.
“yokluğun varlıktan daha çok yer kapladığı zamanlar var, bildiniz mi? Bir gün illa bilirsiniz. Yani biri eksikliğinde, evinizde yer açılmaz da tam ortasında kocaman bir delik açılır. Artık o deliğin üstüne basmadan devam etmeniz gerekir. Basarsanız düşersiniz. Kıyıdan kıyıdan yaşamak diye bir şey var, zamanı gelince mutlaka öğrenirsiniz.”