denizdeki bütün balıkları ezberledim,
boğulmuş bütün fırsatları ezberledim,
ve
bir sabah uyandığımı
ve her şeyin
unutulmuş aşkın rengine
boyandığını gördüğümü hatırlıyorum,
onu da
ezberledim
içerdikleri dehşetin üstesinden
gelemeyeceğimi idrak ettiğim için
içlerinde ağladığım
yeşil odaları
ezberledim
tabutun içinde yatan babamın yüzünü ezberledim,
kullandığım bütün arabaları
ve her birinin elem verici ölümünü
ezberledim
yattığım her
hapishane hücresini ezberledim,
bütün başkan'ların ve bazı
suikastçıların yüzünü
ezberledim
sevdiğim kimi kadınla
kavgalarımızı
ezberledim.
öğleden sonra gelir canavarım,
bağırsaklarımı kemirir,
başımı pençeler,
hırlar,
parçalarımı tükürür.
öğleden sonra gelir canavarım,
başkaları fotoğraf çeker ve
piknik yaparken.
öğleden sonra gelir canavarım,
pis pis sırıtır bana
kirli mutfak döşemesinden.
başkaları düşüncelerini durduran
işlerde çalışırken
benim canavarım onu
düşünmeme izin verir,
mezarları ve ruh sıkıntısını,
çürümeyi ve harcanmış yıldırımların
iğrenç kokusunu.
ıstırap ve mutluluk anları
yürüyor çatımda
kedi geçiyor yanımdan
her şeyi bilirmiş gibi görünerek
bir gladyatörün talihinden
daha iyiydi talihim, diye düşünüyorum
ama ondan da emin değilim