“Öfke…
Bazen sadece parlayıp söner, unutulur.
Ama bazen içinde saklanır, büyütülür, bilenir…
Ve işte o zaman öfke, aslında kendini haklı çıkarmanın bir yoluna dönüşür.
Düşün:
Öfkelendiğinde kimi gerçekten cezalandırıyorsun?
Karşındakini mi, yoksa kendini mi?
Öfke, çoğu zaman gizlenmiş bir çaresizliktir.
Kendimizi önemsemenin, kırgınlığımızı haklı çıkarmanın bir kılığıdır.
Oysa fark ettiğinde, öfke seni değil, sen öfkeyi yönetmeye başlarsın.
Ve orada… özgürlük başlar.”
⸻
Bunu istersen ben sana karusel serisi (parça parça, her karede bir cümle) şeklinde de düzenleyebilirim.