Enes, üç gün sonra unutulup gidecek olsa da yaşamının elinden nasıl alındığını ve yok oluşuna giden yolu anlatıyordu videosunda;
Enes milyonlarca gencin hedefleyip de ulaşamadığı yere ulaşmış, yani Tıp Fakültesini kazanmıştı, ülkemiz şartlarına göre zirvede. Buna rağmen gelecek kaygısından bahsediyor, Enes’in gelecek kaygısı maddiyat değil. İstemediği şeylerin kendisine yaptırılarak; özgürlüğünün elinden alınması, düşüncelerine pranga vurulması, alanının daraltılması, kısıtlanarak ve baskıyla bir hayat yaşatılmaya çalışılması. Bu onun hayat yolculuğuydu ve kendi iradesiyle yürümesine izin verilmedi.
Tıp Fakültesi kazanmış bir öğrencinin, aile baskısı ve tarikat kıskacından kurtulabilecek kapasitesi vardır ama Enes öyle bir kısır döngünün içine sokulmuş ki gözlerinin feri sönmüş, yaşam enerjisi tükenmiş, en sevdiği şeyleri bile yapacak gücü kalmamış, yaşamaktan zevk almıyor, onu motive edebilecek hiçbir şey yok. Videoyu çekerken ne bir heyecan ne bir korku, içinde bulunduğu duruma öfkelenmekten vazgeçmiş.
Babası, Enes “Fazla konuşmazdı.” “Çevresiyle falan da konuşmazdı.” demiş. Oysa Enes defalarca defalarca konuşmaya çalışmış sizinle. Aile, duymak istiyorum ama öğrenmek istemiyorum modunda. Enes’in suskunluğunu kabulleniş sanmışlar, babanın deyimiyle “alıştı sanılmış.” Enes artık ne söylese de durumunu düzeltemeyeceği, anlattıklarının anlaşılmayacağı kanaatine varmış ve o kadar yorgun ki konuşmaya bile mecali yok. İçinde bulunduğu ateş çemberini biraz olsun unutmak ve hatırlamamak için telefonda hiç de zevk almadığı oyunları oynamış.
Enes, “Geçmişe bakınca çok da kötü bir hayat yaşamadım” “ama” diyor. “Ama”sı ne Enes, dünyada bu kadar kötülük varken, benim sıkıntılarım değersiz mi diyorsun? Ortaokuldan beri gitmek istemediğin, ailenin baskıyla gönderildiğin