Bir varmış bir yokmuş...
“Gerçeklerin, bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.” avuntusu üzerine;
1453 İstanbul’un fethi! Bir çağ kapandı yeni bir çağ açıldı! İlkokuldan beri sorgulayıp, zihnimde oturtamazdım bu düşünceyi ama sınavlarda çıkıyordu, ezberledik. Sadece Osmanlı Devleti’nin yükselme devri başladı deselerdi anlayacaktım. Türk yazılı tarihi dışında 1453 İstanbul’un Fethi sonucunda “Orta Çağ sona erdi, Yeni Çağ başladı” hangi dünya ülkesinin tarihinde yazıyor ve bunu kabul etmiş. Çağ açılıp kapanması kolay mıydı, bütün dünya ülkelerini etkiliyor olması gerekmez miydi, yeni yıla girmek gibi bir şey değildi ki bu. Kendi kendimize gelin güvey olmuyor muyduk? Ne anlattılarsa, ne yazdılarsa ezberledik bizde, ezberlemeyelim de sınıfta mı kalalım. Ama yetmedi.. İstanbul’un Fethinin yıldönümünü dolayısıyla Ayasoyfa’yı ibadete açıyoruz, Fetih Suresi tilavetleri, mehter marşı şöleni, ışık gösterileri... Kutlama mı, bayram mı, protesto mu belli değil kafalar karışık ama olsun, başlasın şenlik.
Kutlamalara son hızla devam edelim. 26 Ağustos 1071 Malazgirt Savaşı Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı. 1000 yıl önce sadece fetih için kazanılmış savaşın yıldönümünü de coşkuyla kutlamaya başladık. Nasılda gururluyuz göğsümüz kabarıyor. İlk Türk devleti Göktürklerin, pardon o olmaz yeterince prim kasamayız, ilk Müslüman Türk devleti Karahanlıların da kuruluşunu kutlasak ya...
Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Muhteşem Süleyman, Payitaht Abdülhamid , Fetih Fatih, Hovarda Selim, Deliriş İbrahim, İhanet Vahdettin... Zorunlu Osmanlıca dersini dayatma düşüncesinden sonra Osmanlıca yayınlanmasını beklediğim; tarihi, siyasi yalakalık ve ticari çıkarlarına alet ederek, hayal satan bu diziler neyin nesi arkadaş? Bizim çocukluğumuzdaki Kara Muratlar, Battal Gaziler,