Artemis

Artemis
@Artemis55
Din ile Bilim aynı hikayeyi anlatmaya çalışan farklı dillerdir.
Fahreddîn Râzî şöyle diyor: İblis, ilâhlık iddia ettiğinde Firavun'un kapısına geldi, kapıyı çaldı. Firavun, "Kim o?" dedi. Şeytan “Ben İblis'im. Ama sen ilâh olsaydın, kapıda kimin olduğunu bilirdin.” dedi. - Gir ey mel'ûn. Yeryüzünde senden ve benden daha şerli bir kimseyi biliyor musun? - Evet, haset eden. Çünkü benim bir dostum vardı, davet ettiğim her şerre gelirdi. - Benim üzerimde hakkın vardır, benden bir ihtiyacını iste. - Komşumun bir ineği var, onu öldür. - Buna gücüm yetmez. İstersen onun yerine sana on tane inek vereyim. - "Hayır", dedi. "Ben ancak onun ineğini öldürmeni istiyorum." - Anladım ki, hased eden benden de senden de daha şerlidir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir varmış bir yokmuş... “Dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi” – “Öğretmenler Günü” üzerine; Toplumsal sorunların din ile çözüleceğini söylediler, Allah ile korkuttukları her insanı; menfaatçi, yalaka, sinsi birer varlığa dönüştürüp sonra sindirilmiş, korkak, omurgasız bir insan tipi yarattı, tefeci - din bezirganı bu sınıf. Binlerce cami ve yüzbinlerce imamla toplumu kuşattılar. Tarikat yurtlarında badelendik ama olsun “Bir Kereden Bir Şey Olmaz” artık Allah’ın şövalyeleriydik biz. Don Kişot - yel değirmeni ilişkisi gibi. Milyonlarca imam hatip okulu mezunu gariban halk çocuğu işsiz – evsiz kitlenin içine girdi. Yine olsun… Cennette Peygamberimize komşu olup saraylarda, köşklerde oturacaktık… Cennetteki rezervasyonumuz hazırdı. "Ananı da al git", “Nankörlük yapma otur otur” sabret ve şükret, cennet nimetlerinden daha büyük mükâfat mı var. "Bugünlerimize şükürler olsun ", “nasip değilmiş”, “hakkımda hayırlısı böyleymiş”, “vakti saati gelince her şey olur” cümleleri ile avutup, şükretmeyi öğretirken; fakir fukaranın hakkını yemekten, yoksulun sırtından geçinmekten geri kalmadılar. Cami açılışları şenlikleri, cuma namazı selfieleri, yılda iki kere bayram şovu ile nasıl DİNDAR olunur, “bakara ile nasıl makara” yapılır öğrendik, riyakârlık yüz kızartmıyordu artık. İstihdam olmadığı için atanamayan gençler, haksız rekabet eşliğinde birbirleri ile yarışa giriştiler, hakkı yenen bir insanın sevgi dolu olması beklenebilir mi KİNDAR neslin tohumları atıldı. 2016’da iki Ortadoğu zihniyeti orta çağcı kesim vuruştu, insanlık dışı vahşi bir iç hesaplaşma yaşandı, ispiyonculuk vatanseverlik olarak resmedildi. Doğru - yanlış demeden gammazladık eş, dost, akrabayı… İftira, yalan-dolan prim yaptı bu dönemde, “kindarlık” the loading…. Velhasıl kelam; Bu karanlık günlerde
Güçten payını almak isteyen belli çıkar grupları; aynı zaman diliminde birbirine zıt iki fikir ortaya atarak toplumu dengede tutmak isterken, kontrol altında tutmak istedikleri zümre neyi savunduğunu bilmeden sadece içlerine serpilen nefret tohumları yüzünden birbirlerini öldürdüler. İdeolojiler kendi başına düşünemeyenler için hazırlanmış düşünce kalıplarıdır ve bu tutsaklıktan kurtulmak gerekir.
Bir varmış bir yokmuş... “Gerçeklerin, bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.” avuntusu üzerine; 1453 İstanbul’un fethi! Bir çağ kapandı yeni bir çağ açıldı! İlkokuldan beri sorgulayıp, zihnimde oturtamazdım bu düşünceyi ama sınavlarda çıkıyordu, ezberledik. Sadece Osmanlı Devleti’nin yükselme devri başladı deselerdi anlayacaktım. Türk yazılı tarihi dışında 1453 İstanbul’un Fethi sonucunda “Orta Çağ sona erdi, Yeni Çağ başladı” hangi dünya ülkesinin tarihinde yazıyor ve bunu kabul etmiş. Çağ açılıp kapanması kolay mıydı, bütün dünya ülkelerini etkiliyor olması gerekmez miydi, yeni yıla girmek gibi bir şey değildi ki bu. Kendi kendimize gelin güvey olmuyor muyduk? Ne anlattılarsa, ne yazdılarsa ezberledik bizde, ezberlemeyelim de sınıfta mı kalalım. Ama yetmedi.. İstanbul’un Fethinin yıldönümünü dolayısıyla Ayasoyfa’yı ibadete açıyoruz, Fetih Suresi tilavetleri, mehter marşı şöleni, ışık gösterileri... Kutlama mı, bayram mı, protesto mu belli değil kafalar karışık ama olsun, başlasın şenlik. Kutlamalara son hızla devam edelim. 26 Ağustos 1071 Malazgirt Savaşı Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı. 1000 yıl önce sadece fetih için kazanılmış savaşın yıldönümünü de coşkuyla kutlamaya başladık. Nasılda gururluyuz göğsümüz kabarıyor. İlk Türk devleti Göktürklerin, pardon o olmaz yeterince prim kasamayız, ilk Müslüman Türk devleti Karahanlıların da kuruluşunu kutlasak ya... Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Muhteşem Süleyman, Payitaht Abdülhamid , Fetih Fatih, Hovarda Selim, Deliriş İbrahim, İhanet Vahdettin... Zorunlu Osmanlıca dersini dayatma düşüncesinden sonra Osmanlıca yayınlanmasını beklediğim; tarihi, siyasi yalakalık ve ticari çıkarlarına alet ederek, hayal satan bu diziler neyin nesi arkadaş? Bizim çocukluğumuzdaki Kara Muratlar, Battal Gaziler,
Hanımefendi-Beyefendi diye konuşmaya başlayan insanların kibar olduklarını sakın düşünmeyin, çirkefleşmeleri an meselesidir.