"Sokratesçilik aptallaştırmanın kusursuzlaştırılmış bir biçimidir. Her bilgin hoca gibi Sokrates de öğretmek için soru sorar. Oysa bir insanı özgürleştirmek isteyen kişinin ona bilginler gibi değil herhangi bir insan gibi soru sorması gerekir, yani öğretmek değil öğrenmek için. Böyle bir şeyi de ancak öğrenciden fazla bilmeyen, ondan önce o yolculuğa çıkmamış olan, cahil hoca yapabilir.
"Bilgin hocanın ilmi, yöntemi çığrından çıkarmamasını zorlaştırır. Cevabı bilir ve soruları öğrenciyi doğal olarak oraya götürür. İyi hocaların sırrı budur: Sorularıyla öğrencinin zekasına gizlice yol gösterirler - zekayı çalıştırmaya yetecek ama tembelleştirmeyecek kadar gizlice. Açıklayan her hocanın içinde uyuyan bir Sokrates vardır."
Bir şey öğrenmek sizde işte bu anlama geliyormuş! Birincisi, sizin çocuklar papağan gibi tekrarlayıp duruyor. Sizinkiler tek bir yetilerini geliştiriyorlar: hafıza! Bizimkilerse alıştırma yaptıklarında hem zekayı hem de beğeni ve hayal gücünü geliştiriyorlar. Sizinkiler ezberliyor. Bir kere birinci hata bu. İkincisi: Ezberleyince öğrenmiş olmuyorlar. Siz öğrendiklerini söylüyorsunuz, ama böyle bir şey imkansız. Genel olarak insan beyni,
özelde de çocuk beyni böyle bir hafızaya alma çabasının altından kalkamaz.
"Aydın pedagogun kaygısı şudur: Çocuk anladı mı? Anlamamış. Öyleyse ona açıklamanın yeni yollarını, ilkece daha titiz ve biçimce daha çekici yollarını bulacak, anlayıp anlamadığını doğrulayacağım."