Ya şimdi ne yapıyorum? Seni sürüklüyorum peşimden! Sen bir işte tutunamazsın, hangi işe girsem, kaybettirirsin yerimi bana. İşin gücün yok, dört bir tarafa sürtüyorsun beni. Bu kadarla kalsa neyse. Başını da belaya sokarsın hep. Bir salozluk edersin, bana düşer pirincin taşını ayıklamak."
Yaşadıklarım, elbette sadece düşüncelerimde önceden hissetmiş olduğum mutluluk dolu aylar değildi sevgilim, aynı zamanda da korku ve acılarla dolu, insanların alçaklıkları karşısında duyduğum tiksintiyle dolu aylardı.
Çünkü daha önce de sana sıkça rastlamıştım, tiyatrolarda, konserlerde, lunaparkta, sokakta, her defasında yüreğim ağzıma gelmişti, fakat bakışların hep yanımdan geçip gitmişti. Çünkü dış görünüşüm açısından artık çok farklı biriydim.