Üşüyo mu deniz
üstüne boşandıkça yağmur?
Ondan mı dersin
tüyleri böyle ürperiyor?
Ben de gidersen bi gün bu biçim bi sağnakta
Alı al moru mor bir sandal gibi acaba
Yıllar sonra yılmayıp yine
Çarpar mı yüreğim yurdumun sahillerine?
“Sonra o… Şey dedi-“ Durdu, sanki sözler son derece iğrençmiş de onları tekrarlayamıyormuş gibi yüzü çirkin bir kırmız renge büründü.
“James, ne söyledi?”
Bana keskin bir bakış attı, kafasını geriye doğru eğilmişti; ağzı zalim, düz bir çizgiyken gözleri koyu ve dipsizdi. Richard’a benziyordu hatta konuşurken sesi bile onunkine benzemişti. “Neden sen ve Oliver eşcinsel olduğunuzu kabul edip kızlarımı rahat bırakmıyorsunuz?’”
“Nico eğilip asayı yerden aldı. Bir saldırı bekliyormuş gibi Jason’a baktı. ‘Diğerleri öğrenecek olsursa-‘
‘Diğerleri öğrenecek olursa,’ dedi Jason, “sana destek çıkacak, seni rahatsız eden her kişiye tanrıların gazabını yöneltecek bir o kadar insan var yanında.’
“Nico’nun sesi kırık cam parçaları gibi çıktı. ‘Be-ben Annabeth’e aşık değildim. ‘Onu kıskanıyordun.’ dedi Jason. ‘ O yüzden de yakınında olmak istemedin… Aslında onun yanında olmak istemedin. Çok mantıklı. (…)
“Kendimden nefret ettim,’ dedi Nico. ‘Percy Jackson’dan da.’