Ah şu çaresizlik!..
Görmek ama görülememek. Konuşmak fakat konuşamamak. Delicesine sevmek lakin araya giren korkunç ayrılık!.. Boğazına tıkanan demir bir yumruk, bedenini ve ruhunu bürüyen esrarlı bir yangın, kalbini yerinden oynatan şiddetli bir deprem çaresizlik!.. Dışarıda güneşin şefkatli kollarına kendini arzuyla teslim ediyor dünya; onun dünyasında yalnızlık ve hüzün... Dışarıda ışıl ışıl, parıltılı, ferahlatıcı, ruhu tatlı ürpertilerle kıpır kıpır ettiren bir bahar havası yaşanıyor; onun yüreği duman duman. Dışarıda birbirleriyle çeşitli oyunlar oynayan, neşeyle bir araya gelip kaçışan, pür mutluluk çocukların bağrışmaları, okulun yakınındaki caddeden ara ara yükselen motor sesleri, hep öz türkülerini söyleyen kuşların cıvıltıları birbirine karışıyor; onun için her ağıda dönüşebilecek bir sessizlikten ibaret.