KAFAMDA BİR TUHAFLIK hem bir aşk hikayesi hem de bir destan. Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıl çalıştığı roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbuldaki hayatlarını hikaye ediyor.
Romandan kısaca bahsedecek olursak, kısa tutmaya çalışacağım ama başarabilir miyim bilmiyorum. Çünkü Kafamda Bir Tuhaflık en sevdiğim kitaplar arasında yer alıyor.
BU KISIMDAN SONRA SPOİLER VAR DİKKAT!!!
Kitabın ilk iki kısmı ortadan başlıyor, ilk başta pek bir şey anlaşılmıyor çünkü bunlar kim neler oluyor diyorsunuz. Daha sonra üçüncü bölüm başlıyor ve bu bölümde Mevlutun İstanbula gelişi, İstanbul hayatına alışması, okula başlaması, tıpkı babası gibi yoğurt ve boza satmaya başlaması anlatılıyor. Günler geçiyor Mevlut kuzeni Korkutun düğününde bir kıza aşık oluyor. Aşık olduğu kız aslında Samiha ama diğer kuzeni olan Süleyman(kitap boyunca ondan nefret ettim) onu kandırıyor ve kızın Rayiha olduğunu söylüyor. Rayiha ise ortancı ve daha az güzel olan kız. Süleyman da böylece Samihayla evleneceğini düşünüyor(ama çok yanılıyor). Üç yıl boyunca yanlış kişiyle mektuplaşıyor Mevlut ve evet sonunda Rayihayı Samiha zannedip kaçırıyor, Rayiha zaten ona aşık. Tabi ki Mevlut Rayihaya bunu belli etmiyor hatta nikah bile kıyıyorlar. Bu zorlu İstanbul yaşamında Rayiha onun can yoldaşı oluyor, Mevlut bir de bakıyor ki Rayihaya aşık olmuş, o olmadan hiçbir şey yapamaz olmuş. Neye niyet neye kısmet durumu oluyor ama Mevlut kişiye hak ettiği değeri de sevgiyi de pek âlâ veriyor. Bu süreçte tavuklu pilav satıyor, boza satıyor, büfecilik yapıyor vs. Kısacası geçinmek için elinden geleni yapıyor. Günler geçiyor biricik Rayihasını kaybediyor(aptal Rayiha hiç olmayacak bir şey yapıyor) ve hayatından bir şeyler kopup gidiyor. Derken kızları da evleniyor ve Mevlut hepten yalnız