Betül taş

Betül taş
@Aryaastarkkk
Öğrenci
İstanbul
Kütahya
33 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·163 syf.··
2020 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2020 01:18
Ah Raif Efendi ahh.. Beni çok derinden etkileyen nadir kitaplardan bir tanesi oldu ve kendime çok kızdım neden bu zamana kadar bu kitabı okumadığım için.. sonra düşündüm de bazı kitapların daha iyi anlaşılması için uygun zaman gerekiyor, çok isabetli bir zamanda bu aşk romanını okuduğum için de ayrıca mutlu oldum. Kişiden kişiye değişebilir elbette ki ama bence herkes bu kitapta kendinden bir parça bulabilir.. Maria Puder’inizi bulmanız ve onu kaybetmemeniz dileğiyle, keyifli okumalar..
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·102 syf.··
2020 10. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 22:03
Bu defa roman hakkında özet yapmayıp sadece düşüncelerimi yazmak istedim. Okurken bu kadar da olmaz ya dediğiniz birçok şey oluyor. Tabi romanın içindeki insanların yaşadığı dönemle yazıldığı dönemi düşündüğümüzde o zamanın Türkiyesinde hatta Adanasında olabilir bu tarz şeyler diyorsunuz. Ama asla kabul edemeyeceğimiz şey ise en azından benim için öyle “namusun sadece kadın için olması”dır. Evet bu zihniyete sahip birçok insan hâlâ var doğusunda ya da batısında fark etmeksizin. Romanda bu çok güzel bir şekilde dile getirilmiş. Gerek toplumsal baskı, gerek “namus meselesi” , gerek toplumdaki cinsiyet ayrımcılığı ve gerek onları zerre kadar ilgilendirmeyen konularda toplumun insanların hayatına karışmayı kendine görev edinmesi. Yaşar Kemal bu kitabında bunların hepsine değiniyor. Bence o günleri çok güzel yansıtmakla birlikte günümüzü de anlatan bir kitap. Zira böyle olmasaydı “kadın cinayetleri” son dönemlerde bu kadar artmazdı.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Puan vermedi·490 syf.··
2020 8. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 04:58
KAFAMDA BİR TUHAFLIK hem bir aşk hikayesi hem de bir destan. Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıl çalıştığı roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbuldaki hayatlarını hikaye ediyor. Romandan kısaca bahsedecek olursak, kısa tutmaya çalışacağım ama başarabilir miyim bilmiyorum. Çünkü Kafamda Bir Tuhaflık en sevdiğim kitaplar arasında yer alıyor. BU KISIMDAN SONRA SPOİLER VAR DİKKAT!!! Kitabın ilk iki kısmı ortadan başlıyor, ilk başta pek bir şey anlaşılmıyor çünkü bunlar kim neler oluyor diyorsunuz. Daha sonra üçüncü bölüm başlıyor ve bu bölümde Mevlutun İstanbula gelişi, İstanbul hayatına alışması, okula başlaması, tıpkı babası gibi yoğurt ve boza satmaya başlaması anlatılıyor. Günler geçiyor Mevlut kuzeni Korkutun düğününde bir kıza aşık oluyor. Aşık olduğu kız aslında Samiha ama diğer kuzeni olan Süleyman(kitap boyunca ondan nefret ettim) onu kandırıyor ve kızın Rayiha olduğunu söylüyor. Rayiha ise ortancı ve daha az güzel olan kız. Süleyman da böylece Samihayla evleneceğini düşünüyor(ama çok yanılıyor). Üç yıl boyunca yanlış kişiyle mektuplaşıyor Mevlut ve evet sonunda Rayihayı Samiha zannedip kaçırıyor, Rayiha zaten ona aşık. Tabi ki Mevlut Rayihaya bunu belli etmiyor hatta nikah bile kıyıyorlar. Bu zorlu İstanbul yaşamında Rayiha onun can yoldaşı oluyor, Mevlut bir de bakıyor ki Rayihaya aşık olmuş, o olmadan hiçbir şey yapamaz olmuş. Neye niyet neye kısmet durumu oluyor ama Mevlut kişiye hak ettiği değeri de sevgiyi de pek âlâ veriyor. Bu süreçte tavuklu pilav satıyor, boza satıyor, büfecilik yapıyor vs. Kısacası geçinmek için elinden geleni yapıyor. Günler geçiyor biricik Rayihasını kaybediyor(aptal Rayiha hiç olmayacak bir şey yapıyor) ve hayatından bir şeyler kopup gidiyor. Derken kızları da evleniyor ve Mevlut hepten yalnız
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
10/10
·126 syf.··
2020 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2020 01:28
Dikkat!! Spoiler içerir. Bu kitap benim için öyle değerli ki o yüzden ne desem gerçekten az kalacaktır. Öncelikle okunan zamanın ve içinde bulunulan duyguların bu değeri artırdığını düşünüyorum. Ben öyle bir zamanda okudum ki sanki kitapta mektupları yazan Werther değildi de bendim. Her şey Werther’in Lotte’yi görmesiyle başlıyor. Aslında Lotte’nin nişanlı olduğunu biliyor onunla bir geleceklerinin olamayacağını biliyor ama ne kendine ne de duygularına engel olamıyor. E zaten aşk da aynen böyle başlamaz mı? Ona asla söz geçiremeyiz. Bundan sonra artık her şey Lotte demektir Werther için. Nereye gitse onu düşünür, nereye varsa içinde hep o vardır. Lotte’nin Albert ile birlikte olmasına dayanamaz ve oradan ayrılmaya karar verir , gittiği yerde de tutunamaz geri döner. Geri döner dönmesine ama duygularında hiçbir eksilme yoktur. Hâlâ deli gibi aşıktır Lotte’ye. Artık bu aşk dayanılmazdır onun için bu üç kişiden biri ölmelidir ve Werther bunun için çoktan gönüllüdür bile. İntihar etmeye karar verir ama bundan önce Lotte’yi görmeye gider. Lotte’nin de ona karşı boş olmadığını anlar ama elden hiçbir şey gelmez ikisi için de. Zaten Lotte’den evine döndüğü o gece de intihar eder. Bunu bile başaramaz çünkü ölmemiştir, ertesi günün ikindi vaktinde ölür. Ölen sadece Werther değildir Lotte de ölmüştür aslında , fiziksel olarak yaşamayı hiçe sayarsak elbette. Hikaye bu şekildedir ama kesinlikle çok büyük izler bırakacak bir kitaptır, bir aşk hikayesinden daha fazladır “Genç Werther’in Acıları”. Keyifli okumalar.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150bin okunma