Kırk Sekiz Yılın Yorgunluğu
Bazılarına bakıyorum sanki rüzgâr onları taşıyor hedeflerine doğru. Çaba yok, ter yok, sadece akış. Ben mi? Ben her adımı kazıyorum toprağa, tırnaklarımla.
Kırk sekiz yıldır böyle.
Mükemmel olmadan yola çıkamam, mükemmel olmadan teslim edemem, mükemmel olmadan nefes bile alamam gibi hissederim bazen. Ve ulaşıyorum evet, ulaşıyorum. Ama varış yerine geldiğimde içimde kutlayan biri yok; sadece oturan, omuzları düşmüş, yorgun bir kadın var.
Gıpta değil aslında hissettiğim. Belki de sadece merak ediyorum: Onlar neyi biliyor da ben bilmiyorum? Yoksa ben fazla mı taşıyorum hem yükü, hem de yükü taşıma sorumluluğunu?
Belki de mükemmellik benim zırhım. Düşmeyi engelliyor. Ama aynı zamanda uçmayı da.