"Hüznün kederin ve yalnızlığın iç içe geçtiği sevgiye hasret bir kadının yaşamından gerçek bir hikaye ile karşı karşıyasınız "
Diyor arka kapak yazısında....
Can....Fransa da buluna bir parfüm fabrikasının genel müdürü...
Canan ise Fransız Lisesini bitirmiş dönemin sağ sol çatışmaları bahanesiyle her hayaline ket vuran kuralcı ve otoriter bir babanın kızı....
Tüm hayallerine ilgi alanlarına bir baba engeli vurulan bir genç kız. (Ne çok kızdım babaya )
Canan Can ın çalıştığı parfüm fabrikasının Türkiye de temsilciliği bulunan fabrikada işe başlar.
Can ile tanışması burada başlar.
Tanışıklık dedim se karşılıklı bir tanışma değil sadece telefonda Fransaya verilen siparişler esnasında Can aşık oluyor Canan a
Hergün fax makinasına gelen şiirler kesmiyor aşkını adeta körüklüyor
Canan da çok memnun sevgiden
Ama Can ın telefonda evlilik teklifi Canan ı üzüyor
Umut vermediği sadece sesini duyan adama şaşırıyor tabi...
Gelmeden görmeden telefonda edilen bir teklif
Reddediyor...
Bir müddet görüşmüyor telefonla bile bu sırada Can hiç ummadığı bir anda sevmediği bir kişiyle evleniyor
Can ın düğün davetiyesi almasıyla yıkılıyor dünyası Cananın....
Ama aşk laftan anlamaz
Kural bilmez
Şart koşmaz
Görüşmeler devam eder
Can evliliğini bitirip Canan ile yaşamak ister ama Canan bir yuvayı yıkmamak için kendini ateşlere atar. Bu teklifini de redderek aynı işyerinde çalıştığı Ömür ile evlenir.
(Ömür ömrümü yedi benim )
Hele annesi elime geçirsem boğabilirdim
Kaynanası ile aynı evde zulüm gibi geçen günler
(Koca anne sözünden Çıkmaz böyle adamlar evlenmemeli anne dizinde oturmalı.....)
Sarıp sarmalamak gözyaşlarını silmek istedim Canan ın
Dertleştiği ayva ağacı olmak istedim...
Sonrası mı çok daha derin acılı ve hasret dolu aşk dolu
️İş yaşamı başarılarla dolu bir kadın ama iş dünyasında da