Düzenli aralıklarla rıhtımı okşayan dalgaların şıpırtısı sevda denizinden bir şiir okur gibi ruhunu hafifçe titretiyor; yavaşça esen rüzgarın ağaç yapraklarını gizlice öpercesine hışırdatması bütün üzüntülerini ve duygularını ta derinden gıcıklıyor, gönlünü dayanılmaz hüzünlerle dolduruyordu. Seher vakti geldiğinden karanlık perdesinin doğu eteği bir aşk hülyası gibi açılıyor, ufuklardaki tepelerin kara girinti çıkıntıları karanlığı savunan ve aydınlığa karşı gelmek isteyen korkunç gulyabaniler şeklinde seçiliyordu.
Ağızla söylenen yalan ahlaksızlık sayılırken kalemle yazılanı hüner sayılmak, kitap şeklinde para ile satılmak, ileri medeniyetin yazarlara bağışladığı garip bir ayrıcalıktır.
Kolayca tatmin edilen sevdalarda şehvetin seri titremelerinden başka ne lezzet var? Bütün bu tatminler kolaylıkları nispetinde aşkı öldürerek gönüllünüzü çoraklık içinde bırakırlar.