Tipik bir Stefan Zweig kitabı bu. Hani, bir vakit Zweig hikayelerinin bağımlısı olup bir çırpıda neredeyse tüm hikayelerini okuyuverenlerin bir görüşte tanıyacağı cinsten.
Üç farklı hikayeden oluşuyor bu kısa öykü kitabı. Yazar almış kalemi eline, savaşların, devrimlerin, ölümlerin kol gezdiği devirlere uzanıp, üzerinde uzun uzun düşüneceğiniz yaşam öykülerine imza atmış yine. Savaşların,sürgünlerin gölgesinde sürdürdüğü zor yaşamının ona kattıkları bir yana, müthiş bir iç görüsü olan bir insan kendisi.
Öte yandan, belki yaşamımın ruhsal arayışlarla örülü evresini, en azından şimdilik geride bıraktığımdan mıdır nedir, önceki okuduğum öyküleri kadar derinden etkilemedi beni. Belki de artık Zweig okumaya ihtiyaç duymayacak kadar büyümüşümdür, bilmiyorum.