1980’lerin başına, İrlanda kırsalına gidiyoruz. İsimsiz bir kız çocuğu yaz tatilini geçirmesi için aile yakınları olan Kinseller’in evine gönderilir. Küçük kızın o ailenin yanına gittiği günden itibarenki gözlemlerini kendi ağzından dinleriz. Duygularını demek daha doğru belki. Bu kitabın beni çok derinden etkilediğini söyleyemeyeceğim, ama yime de hoş bir atmosferi vardı. Kırsal tasvirleri seviyorum. Rüzgarın estiği uçsuz bucaksız çayırlar, sağılmayı bekleyen inekler, kasabanın kilisesinde gidilen pazar ayinleri… 19. Yüzyıl Rus romanlarında, Erken cumhuriyet dönemi Anadolu romanlarında rastlayacağımız türden bir ortam. Bu ortaklığı seviyorum. Aradığım derinliği hissedememiş olsam da, okuduk, bitti, güzeldi.