aselin

aselin
@Aselinn
Hiç ayrımsız herkes üzerinde kesin etkisi olan, insanı hiç yanıltmayan, kadın kalbini yola getirmede en güçlü, en şaşmaz yola başvurdum. Bu yol, herkesçe bilindiği gibi, övmedir. Dünyada açıkyüreklilikten zor ve övmeden kolay bir şey yoktur. Açıkyüreklilikteyüzde bir değerinde bile olsa, bir nota falsolu oldu mu, uyumsuzluk hemen fark edilir; övmede ise, baştan sona bütün notalar falsolu bile olsa, yine de kullağa hoş gelir, zevkle dinlenir. Övgü ne kadar kaba olursa olsun, yine de en azından yarısı, övülene gerçek gibi gelir ve bu toplumun her katmanında böyledir.
Sayfa 595
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Senin en büyük günahın kendini boş yere öldürmen, kendini harcamandır. Böyle korkunç bir şey olamaz! Hem nefret ettiğin böyle bir çirkefin içinde yaşıyorsun, hem de bu davranışınla hiç kimseye en ufak bir yardımın dokunmadığını hiç kimseye en ufak bir yardımının dokunmadığını, hiç kimseyi hiçbir şeyden kurtarmadığını biliyorsun. Bundan daha korkunç bir şey olabilir mi?
Sayfa 402
Otuzbirinci Nesil
Yeniden yaşamaya başlamadan önce Yapılacak işlerim var Görülecek hesaplarım Kötü kişi oldum kendimle Kendimden özür dilemeliyim Sırf aynı şehirde yaşıyoruz diye Yakışır mı onca sokağın ırzına geçmek Hem ne akla uydum da yazdım o mektubu Hadi yazdım neyse, ne bok yemeye yolladım! Yeniden yaşamaya başlamadan önce İyice bir yıkanmalıyım Bir çivit mavisinde çitilemeli günlerimi gecelerimi Tırnaklarımı kesmeliyim Sokağa çıkınca ilk iş bir maden suyu içeceğim İstanbul'da olsam İstanbul'da olsam Çocuklu bir dostum var kalkar onun evine giderdim Daha olmazsa Metin'i bulurdum. Şu ağaca yalvarayım en iyisi Diyeyim ki bre ağaç Ömrün uykuyla geçiyor nasıl olsa Bir sefer de ben gireyim düşüne. Bi de o türlü yaşayayım Bakın işte yeniden yaşamaya başlamadan önce Böyle palavraları bırakmalıyım Kafama bir çekidüzen verip Dayayıp döşemeliyim içimi. Paraya kıyıp bi de kilim almalı
Sayfa 18
9.10 vapuru
Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var Banyonun buzlu camı Birkaç gün görünmedin Okul şarkıları var Sesinde ne var biliyor musun Ev dağınıklığı var İki de bir elini başına götürüp Rüzgarda dağılan yalnızlığını Düzeltiyorsun Sesinde ne var biliyor musun Söylemediğin sözcükler var Küçücük şeyler belki Ama günün bu saatinde Anıt gibi dururlar Sesinde ne var biliyor musun Söyleyemediğin sözcükler var
Damakta serçe gibi seken bir şarap şimdi ustamın üzüme attığı enfes düğüm; ve gözetimi altında çarkıfeleklerin uzak buzulların soluğuna yatırılmış binlerce saptan çekilen şu narin rakı kumaşı çürütüyor lâcivert-beyaz hışmıyla, nicedir içimde taşımakta olduğum uçuk minerva'ya göktaşları gönderiyor; bir çözülme dilimde sulardan yıldızlardan, diyorum; nerede olursa olsun bir ısırganı bile koynuna alıp yatabilir insan, bu lebi deryanın, bu gelinciklerin, bu işin ve eylemin, bu hayatın, ölülerin ve kahramanların, reçinenin ve kök bitkilerin, amberin ve keman telinin, kokuların ve tüylerin, boğucu yapağının, bu gündüzlük taslayan, bu şakayıklarla yumuşamış, yine de gücü eksilmemiş, bu seslerle değil kelimelerle saptırılmış, bu çiçek tozlarıyla işığın tutkusuyla karılmış çamurun ortalık yerinde bu gök talaşıyla tıkabasa bu bir ilk ayinin hüznünü ve çoskusunu, kabil'in genç sığırını, öbürünün başağını