FİLOZOF: Doğru. Şimdi, bu öğrencinin öyküsünü göz önüne
alarak, senin sorunlarını düşünelim. Şu anda, sadece eksikliklerini fark ettiğini ve kendini sevme ihtimalinin asla gerçekleşmeyeceğini söyledin. Sonra, "Kimsenin benim gibi tuhaf birisiyle bir ilişki yaşamak istemediğinden eminim," dedin, öyle değil mi? Buraya kadarını anladığından eminim. Neden kendini sevmiyorsun? Neden sadece eksikliklerine odaklanıyorsun ve neden kendini sevmemeye karar verdin? Bunun yanıtı, başkaları tarafından hoşlanılmamaktan ve kişiler arası ilişkilerinde incinmekten çok fazla korkman.
GENÇ: Ne demek istiyorsunuz?
FİLOZOF: Yüzünün kızarmasından ve sevdiği adam tarafından reddedilmekten korkan genç kız gibi, sen de başkaları tarafından olumsuz yönlerinle görülmekten korkuyorsun. Başkaları tarafından aşağılanmaktan; reddedilmekten ve derin zihinsel yaralar taşımaktan korkuyorsun. Bu tür durumlarda kalmaktansa, kimseyle bir ilişkinin olmamasının daha iyi olacağını düşünüyorsun. Bir başka deyişle, hedefin başkalarıyla olan ilisiklerinde incinmemek.
GENÇ: Hah...
FİLOZOF: Şimdi, bu hedef gerçekleştirilebilir mi? Yanıt basit. Yapman gereken tek şey, eksikliklerini bulmak, kendinden hoşlanmamaya başlamak ve insanlarla ilişki kurmayan birisi olmak. Bu şekilde kendini kabuğuna hapsedebilirsen, kimseyle etkileşim kurmana gerek kalmaz ve hatta insanlar seni her terslendiğinde, elinde hazır bir gerekçe olur eksikliklerin yüzünden terslendiğine ve eksikliklerin olmasaydı senin de sevilebilir bir kişi olabileceğine dair bir gerekçen.
GENÇ: Ha-ha! Bana gerçekten de haddimi bildirdiniz.
FİLOZOF: Kaçamak cevap verme. Senin için, tüm bu eksikliklerle 'ben böyleyim' demek, değerli bir erdem. Bir başka deyişle, senin için faydalı bir şey.
GENÇ: Ah, canım yandı. Ne kadar sadist, ne kadar şeytanisiniz!