Ayşe Nur

Kutunun yanında yaş
"Suçlunun" (silgiyi çalanı, tahtaya laf yazanı) kendi ortaya çıkmaması halinde sınıf mevcudunu toptan cezalandırma tehdidini savuran öğretmen kovuşturmalarından itibaren belletiliyor zaten... Otoritenin teferruata, incesine ve gözyaşına bakmayan gadrini, bir tabii åfet gibi resmeder bu atasözü. "Sıradan insana" dönük bir ikazdır; -ille muhaliflerle demeyelim-, yukarıdakilere "ters" görünebilecek olanla her türlü teması kesmeyi, masumiyet karinesine falan da güvenmemeyi ihtar eder. Aşağıdakilerin, yönetilenlerin indinde, bir sakınma tembihidir. "Kurunun yanında yaş da yanmasın" ise, bu tembihe refakat eden, pek takatsiz, naif bir şerh... "Kurunun yanında yaş da yanar..." Yukarıdakilerin, muktedirlerin, devletlûların ve onlara tapanların indinde, bir gazap hazzı da var bu kâzip hikmette. Gücün, iktidarın ezelî ve sebepsiz meşruiyetinin bir tasvibi var. Piromanik bir iktidar ve tahakküm şehvetinin izi var. Hektarlarca "yaş" yakmanın önünü açan bir hikmet-i kâzip.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gereği yapılır
Mahkeme kararlarının amentüsü olan "Gereği düşünüldüyü hatırlayın. "Gereği yapılır"la kaş çatan rical, yargının sualsiz hikmetinden de kendi kudretine bir hat çekmek istiyor gibidir. "Gereği yapılır", sağlam bir doz keyfilik imâsı içerir. Evet, bir yetkinin icabı ve delilidir "gereğini yapmak", fakat burada o yetkiyi azamîleştiren, kayıtsızlaştıran bir hamle vardır. "Gereğini yapacağını" söyleyen muktedir, artık ipleri tamamen kendi eline almıştır, şarta şurta bakmadan her şeyi yapabilirim, diyordur. Bu defa örneği MHP'den verelim. Partinin Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, olağanüstü kongreyi zorlayan muhalifler hakkında şöyle demiş geçen hafta: “İl başkanını görevden almak lüzumu hasıl olursa, genel merkez gereğini yapar, kimseye sorma ihtiyacı duymaz." Kimseye sorma ihtiyacı duymadan, istediğini/bildiğini yapmak - "gereğini yapma"nın bereketi işte budur! Erdoğan'ın 7 Şubat'ta Suriye'den gelen "tehditlerle" ilgili söyledikleri, "Gereği yapılır" söyleminin içerdiği sorgulanamazlığın, hesap vermezliğin bir başka veciz özeti: "Bu tür şeyler konuşulmaz, gereken neyse anında yapılır." Konuşulmaz; yani söylemeyiz, izah etmeyiz, yani susun! Bu keyfiliğe, bu sınırlanmamış ve hesap vermez iktidar alâmeti olarak "Gereği yapılır" jestine, bir hakkı lütfa çevirirken de rastlarız. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Dilek Doğan'ın bir polis operasyonunda öldürülmesiyle ilgili sözleri mesela (26 Ekim 2015): "Ola ki herhangi bir yanlış uygulama varsa bunun da peşi hiçbir zaman bırakılmaz, gereği yapılır." Davutoğlu'nun 3 Kasım 2015'te bakanlık sayısının artmasıyla ilgili söyledikleri, "Gereği yapılır" protokolünün tipik örneği: "Bir ihtiyaç varsa onun gereği yapılır." Bizim bileceğimiz iş. Gezi isyanı sonrasında polisin dünya harbi ölçülerinde biber gazı ithal etmesiyle ilgili bir
Sayfa 180·Kitabı okudu
Çift başlılık
Son yıllarda, arkadaş sohbetinde standart hitaba dönüşürken, eski Türkçe telaffuzuna dönüldü kelimenin: başgan deniyor. Eski Türkçe sözlükler karşılığını "büyük balık" ve "lider" diye veriyorlar. Kerem Ünüvar, camları açsın diye otobüs şoförünün otoritesine seslenirken bile "başgan” hitabına başvuran birisine denk geldiğini yazmıştı. Hangi ölçekte olursa olsun bir otorite varsa karşısında, onu okşama taktiği... Otoriteye otoriteliğini hissettirme... Başganın ölçeği ufaldığında, tatlı bir alay da karışabilir bazen işin içine; belki alttakilerin/ezilenlerin yukarıdakini 'idare etme' stratejilerinin izini de sürebilirsiniz. Güç istencinin pot yaptığı, kendi trajikomiğine göz kırptığı yerler...
Sayfa 141·Kitabı okudu
Çift başlılık
Referanduma sunulan "sistem"in, yasama ve yürütmeyle beraber yargıyı da topaklaştırıp düzleyen obsesif tek başçılığı, Anayasa ve hukuk tekniğine boş veren bir teklik ve baş tapıncından besleniyor. Popüler sağduyunun, 'başımızda kuvvetli birisi olsun... ayaklar baş olmasın... emir demiri kessin' fraksiyonlarına hitap ediyor. Herhangi bir başkanı, ortak aklın sözcüsü veya eşitler arasında birinci olarak değil, hesap veren sorumlu yönetici olarak değil de, 'kut' sahibi tek adam olarak görmek... Başkan hâlesini bizzat bir güç kudret iktidar nişanı gibi görerek büyülenmek, büyülenmek istemek bizzat bir iktidar şehvetinin ifadesi... Başında birisi olmasını istemenin kökten vesayetçiliği... Vesayetçiliğin jenerik tohumu.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Çift başlılık
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" denen şeyin harikalarını anlatırken kullanılan motiflerden biri de, bu sistemin bizi "yürütmede çift başlılıktan kurtaracağı" müjdesi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un 11 Şubat'taki tasviri, adeta bütün Cumhuriyet tarihinin, çift başlılıktan mütevellit krizlerle geçtiğini düşündürür bize: "Parlamenter sistem çift başlılık üretiyor. İnönü ile Recep Peker arasındaki ihtilaf, rahmetli Menderes ile Celal Bayar arasındaki ihtilaf, Özal ile Yıldırım Akbulut arasındaki ihtilaf, Demirel ile Özal arasındaki ihtilaf, Demirel ile Çiller arasındaki ihtilaf, Demirel ile 28 Şubat döneminde Erbakan arasındaki ihtilaf, 2001'de Ecevit ile kendi seçtirdiği Ahmet Necdet Sezer arasındaki ihtilaf. Çift başlı olunca ihtilaf kaçınılmaz oluyor. İnşallah bu çift başlılığı ortadan kaldırmayı temin edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Gazi Mustafa Kemal'i İnönü'yle geçindirtmeyen çift başlılık buhranlarından bahsediyor. İnönü ile Recep Peker, Özal ile Akbulut, Demirel ile Çiller arasındaki ihtilafların cürmü neydi Allah aşkına? Derin ekonomik ve politik marazların birikiminden patlayan meşhur 2001 krizinde, Ecevit- Sezer "ihtilafının" payı ne kadarcıktır? İnönü-Peker, Menderes-Bayar, Özal-Akbulut arasındaki minik farklılaşmanın bile felâket gibi algılandığı bir rejime ne ad verilir? Çift başlılık ejderhasını, kimi AKP sözcüleri ve kanaat önderleri "bürokrasiyle siyaset arasındaki ayrışma" diye tanımlıyorlar. Bu takdimde, istenmeyen ikinci “baş”, hâlâ hâlâ hâlâ tam kurtulunamadığından dem vurulan asker-sivil bürokrasi heyûlasıdır. İstanbul milletvekili Metin Külünk'ün çift başlılığa kaş çatan izahatı ise, bu heyûlayı iyice genelleyip, onu otoriterliğin ve zapturaptın mefhum-u muhalifi olarak işlevselleştirmenin örneğidir: “Çok başlılığın olduğu yerde
Sayfa 138·Kitabı okudu