Ayşe Nur

Ayşe Nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·179 syf.·
2026 1. kitabı
Mashiro
8.6/10 · 42 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
sorunlarından kurtulmak için tek çare tek başına yaşamak
FİLOZOF: Doğru. Şimdi, bu öğrencinin öyküsünü göz önüne alarak, senin sorunlarını düşünelim. Şu anda, sadece eksikliklerini fark ettiğini ve kendini sevme ihtimalinin asla gerçekleşmeyeceğini söyledin. Sonra, "Kimsenin benim gibi tuhaf birisiyle bir ilişki yaşamak istemediğinden eminim," dedin, öyle değil mi? Buraya kadarını anladığından eminim. Neden kendini sevmiyorsun? Neden sadece eksikliklerine odaklanıyorsun ve neden kendini sevmemeye karar verdin? Bunun yanıtı, başkaları tarafından hoşlanılmamaktan ve kişiler arası ilişkilerinde incinmekten çok fazla korkman. GENÇ: Ne demek istiyorsunuz? FİLOZOF: Yüzünün kızarmasından ve sevdiği adam tarafından reddedilmekten korkan genç kız gibi, sen de başkaları tarafından olumsuz yönlerinle görülmekten korkuyorsun. Başkaları tarafından aşağılanmaktan; reddedilmekten ve derin zihinsel yaralar taşımaktan korkuyorsun. Bu tür durumlarda kalmaktansa, kimseyle bir ilişkinin olmamasının daha iyi olacağını düşünüyorsun. Bir başka deyişle, hedefin başkalarıyla olan ilisiklerinde incinmemek. GENÇ: Hah... FİLOZOF: Şimdi, bu hedef gerçekleştirilebilir mi? Yanıt basit. Yapman gereken tek şey, eksikliklerini bulmak, kendinden hoşlanmamaya başlamak ve insanlarla ilişki kurmayan birisi olmak. Bu şekilde kendini kabuğuna hapsedebilirsen, kimseyle etkileşim kurmana gerek kalmaz ve hatta insanlar seni her terslendiğinde, elinde hazır bir gerekçe olur eksikliklerin yüzünden terslendiğine ve eksikliklerin olmasaydı senin de sevilebilir bir kişi olabileceğine dair bir gerekçen. GENÇ: Ha-ha! Bana gerçekten de haddimi bildirdiniz. FİLOZOF: Kaçamak cevap verme. Senin için, tüm bu eksikliklerle 'ben böyleyim' demek, değerli bir erdem. Bir başka deyişle, senin için faydalı bir şey. GENÇ: Ah, canım yandı. Ne kadar sadist, ne kadar şeytanisiniz!
Sayfa 67
Değişim endişe yaratır, değişmemekse hayal kırıklığı
FİLOZOF: Bazı ufak güçlükler ve kısıtlamalar olduğu halde, muhtemelen şu anda sahip olduğun yaşam tarzının en pratik olduğunu ve her şeyi olduğu gibi bırakmanın daha kolay olduğunu düşünüyorsun. Bu şekilde kalırsan, yaşadığın deneyimler, olaylar meyana geldikçe onlara düzgün bir şekilde yanıt vermeni sağlar; bir yandan da kişinin eylemlerinin sonuçlarını tahmin edersin. Bunun eski aile arabanızı kullanmak gibi bir şey olduğunu söyleyebiliriz. Biraz sarsıntılı olabilir ama insan bunu göz önüne aldıktan sonra rahatlıkla manevra yapabilir. Öte yandan, bir kişi yeni bir yaşam tarzı seçecek olursa, kimse o yeni benliğe neler olabileceğini ya da meydana gelen olaylarla nasıl başa çıkacağını bilemez. Geleceği görmek zorlaşır ve hayat endişeyle dolar. Gelecekte kişiyi bekleyen daha acı ve mutsuz bir hayat olabilir. Basitçe söylemek gerekirse, insanlar etraflarındaki şeyler hakkında yakınıp dururlar ama olduğun gibi kalmak daha kolay ve güvenlidir. GENÇ: Yani, insan değişmek ister ama değişmek korkutucudur, öyle mi? FİLOZOF: Yaşam tarzlarımızı değiştirmeye çalıştığımızda, cesaretimizi sınarız. Değişim endişe yaratır, değişmemekse hayal kırıklığı. İkincisini seçtiğinden eminim. GENÇ: Bir dakika, az önce 'cesaret' sözcüğünü kullandınız. FİLOZOF: Evet. Adler psikolojisi, bir cesaret psikolojisidir. Mutsuzluğunu geçmişine ya da çevrene yıkamazsın. Beceremeyeceğinden değil. Sadece yeterli cesarete sahip değilsin. Mutlu olma cesaretine sahip olmadığın söylenebilir.
Sayfa 50
öfke ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilecek bir araçtır
GENÇ: Kesinlikle hayır. Beni kandıramazsınız. Adamın bana itaat etmesi için öfke mi yarattım? Size yemin ederim ki bu tür bir şeyi düşünecek bir saniyem bile olmadı. Bunu düşünüp sonra öfkelenmedim. Öfke daha ziyade dürtüsel bir histir. FİLOZOF: Doğru, anında ortaya çıkan bir duygudur öfke. Dinle, sana bir öykü anlatacağım. Bir gün, bir anne ve kızı bağıra çağıra tartışıyorlarmış. Birden, telefon çalmış. Anne hemen ahizeyi kapmış ve hâlâ öfkeli olan bir sesle, "Alo?" demiş. Arayan kişi kızının sınıf öğretmeniymiş. Anne, kimin aradığını anlar anlamaz ses tonunu değiştirmiş ve çok nazik bir tavırla konuşmaya başlamış. Sonraki beş dakika boyunca, telefonda kullanabileceği en iyi ses tonuyla konuşmaya devam etmiş. Telefonu kapatır kapatmaz, ifadesi yeniden değişmiş ve kızına bağırmaya geri dönmüş. GENÇ: Eh, bu o kadar da sıra dışı bir hikaye değil. FİLOZOF: Anlamıyor musun? Kısacası, öfke ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilecek bir araçtır. Telefon çaldığı anda bir kenara kaldırılabilir ve telefonu kapatır kapatmaz yine ortaya çıkarılabilir. Bu hikayedeki anne, kontrol edemediği bir öfke yüzünden bağırmıyor. Sadece, öfkesini kızını yüksek sesle sindirmek ve böylece fikirlerini söylemek için kullanıyor. GENÇ: O halde, öfke de hedefe ulaşmanın bir yolu mu? FİLOZOF: Erekbilim (teleoloji) öyle der. GENÇ: Tamam, şimdi anladım. O mülayim gözüken maskenin altında, son derece nihilistsiniz! İster öfkeden, ister münzevi arkadaşımdan söz ediyor olun, tüm iç görüleriniz insanlara karşı güvensizlikle dolu!
Sayfa 34

Ayşe Nur

, bir kitap okudu
4/10
·524 syf.·
2025 53. kitabı
Orhan Pamuk
7.5/10 · 60,5bin okunma