Hakkın kaynağı güçtür; hak, gücün bir fonksiyonudur. Öyleyse terazinin iki kefesinden birine bir gram koyuyorsunuz, öbürüne bir ton; birinde “ben” öbüründe “ biz” yani tek devlet. Çok açık değil mi? Devlet karşısında bir halkım olabileceğini kabul etmek ile bir gramın bir tona eşit olduğunu kabul etmek bir ve aynı şeydir. Buradan da şöyle bir bölüşüm çıkar: Bir tonun payına haklar düşer, bir gramın payına ise görevler; hiçlikten yüceliğe giden doğru yol, ayrı bir gram olduğunu unutmak ve kendini bir tonun milyonlarca parçasından biri gibi hissetmektir.
Kuşkusuz bizde, her şeyde olduğu gibi, bu konuda da raslantısallığa yer yok. Beklenmedik hiçbir şeyin gerçekleşmesi mümkün değil. Seçimlerin daha çok sembolik bir anlamı var. Bu; bizim bir, kudretli ve bir milyon hücreli bir organizma olduğumuzu gösterir. Çünkü Tek Devlet'in tarihinde, bu bayram gününde tek bir sesin bile o ulu uyuma karşı gelecek cüreti gösterdiği herhangi bir vaka görülmemiştir.
Bütün dünya tek bir ele avuca sığmaz kadındı, bizlerse henüz doğmamış, o kadının rahminde mutlu mesut büyümekte olan ceninler. Artık apaçıktı,en ufak kuşkum yoktu: Her şey benim içindi; şu güneş de, sis de, pembelik de, altın da, hepsi benim içindi...
Yani seviyorsun. Korkuyorsun çünkü o senden güçlü; nefret ediyorsun çünkü korkuyorsun; seviyorsun çünkü ona boyun eğdiremiyorsun. Ne de olsa ancak ve ancak boyun eğmeyen sevilir, sevilebilir.