Fatih Sultan Mehmed, kabri cennet olsun, bütçe müzakereleri varmış. Divan'da, vezirleriyle birlikte, meclis toplayıp devletin bütçesini, mizaniyesini müzakere edeceklermiş.
Vezirler, yani bakanlar gelmeden evvel, padişah, önündeki kağıdın bir köşesine, medreseler tahsisatı diye bir rakam kaydetmiş.
Meclis müzakerelere başlamış. Maliyeye bakan vezir, o rakamı farketmiş. Konuşmaz olmuş. Zeki padişah, vezirin sükütunun sebebini anlamış. Sormuş:
"Vezir-i semîrim, bütçe müzakeresidir, asıl maliye vezirinin konuşacağı bir meclistir. Susuyorsunuz?"
"Dinliyorum, efendim; istifade ediyorum."
"Galiba şuraya yazdığım, medreseler tahsisatı rakamını mülâhaza ettiniz, çok buldunuz. Sükûtunuza sebep bu olsa gerek...."
Padişah bunları söyleyince, vezir konuşmuş:
"Evet padişahım. Devletin bin derdi, masrafı var. Siz birine atf-ı nazarda bulunmuşsunuz. Onların arasında bu rakamı fazla buldum."
Zeki padişah, nazırını kırıp gücendirmek istemiyor. İkna etmek, gönlünü almak, tayin ettiği rakamı bütçeye koydurmak istiyor. Sormuş:
"Vezir-i semirim, bu kadar masraflarla yaşayan, yoluna bu kadar varlıklar serilen medreselerden, acaba, insan yetişmiyor mu diyeceksiniz?"
"Evet padişahım, öyle görüyorum, endişem budur."
Vezir böyle konuşunca, padişah sözüne devam eder:
"Her meslek fire verir, fakat bu bilhassa ilim mesleğinde çok olur. Çünkü bunlar, peygamber varisidir. Bu çok zor bir vazifedir. Bunun misali şuna benzer:
Kurşuni, kahverengi veya siyah bir kumaşı, kirli bir suya da sokup çıkarsanız, kuruyunca belli etmez, kirini göstermez. Sarık diye sarınsanız bile anlaşılmaz. Ama beyaz bir kumaşa, değil kirli su, bir sinek bile değse iz bırakır, farkedilir.
"Bu meslek de beyaz tülbende benzer, çok fire verir. Yalnız size bir sualim var. Buna vereceğiniz cevaba göre o tahsisatı görüşeceğiz... Bu