Muhabbet Işık

Muhabbet Işık
@Asiyan01
"Çokluk içinde kayboldunuz." (Tekâsür Sûresi)
"Bir insan dünyada cehennem azabı yaşamak istiyorsa kıyas yapsın."
Derdi İslam olanın hizmeti dava olur!
1993
39 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Emanet Edilen Safiyet: Dişil Fıtratı Korumak
Modern dünyanın hızında, gücü sadece sertlikte ve eril bir mücadelede gören insanlık, ne yazık ki en çok kadının o zarif ve kuşatıcı gücünü hırpaladı. Bazen hayatın yükü, bazen de çağın sunduğu yanılsamalar, bir kadının ruhunda "erkek gibi olma" ya da "erkek olma" arzusunu filizlendirebilir. Oysa bu istek, ruhun kendi derinliğindeki o muazzam okyanusu fark edemeyip, bir damla nehre özenmesi gibidir. ​Rabbimiz, kadını kâinatın en nazenin, en derin tecelligâhı olarak yaratmıştır. Erkek olmak, kadının taşıdığı o hususi lütfun yanında bir üstünlük değil, sadece farklı bir sorumluluk alanıdır. Kadına bahşedilen Rahîm ismiyle tecelli eden varoluş, yaratılış piramidinin en nadide tepesidir. Bir cana beşiklik etmek, dünyayı şefkatle mayalamak ve o yapıcı, iyileştirici, toparlayıcı güçle hayata dokunmak, asla vazgeçilmemesi gereken ilahi bir imtiyazdır. ​Kendi Tahtından İnmek ​Kadının erkekleşme çabası veya erkek olma arzusu, aslında kendi fıtratına, yani kendi içindeki o muazzam güce haksızlık etmesidir. Kadınlık; zayıflık ya da eksiklik değil; aksine kâinatın estetiğini, merhametini ve üreten özünü elinde tutmaktır. Bir kadın kendi saf fıtratından uzaklaşıp erilliğe özendiğinde, aslında kendisine bahşedilen o saraydan çıkıp, kendine ait olmayan bir elbisenin içinde daralmaya başlar. ​Gökyüzü toprağa, toprak gökyüzüne özenmez; her biri kendi makamında güzel ve tamdır. Kadın da kendi fıtratında kaldığı, o duru ve şefkatli yapısını koruduğu müddetçe tamdır, eksiksizdir. ​En Güzel Nimet: Fıtrata Dönüş ​Sana verilen bu kadınlık ve Rahîm tecellisi, bu dünyaya sunulmuş en büyük nimettir. Hayatın getirdiği zorluklar karşısında dik durmak için eril bir zırh kuşanmaya ihtiyacın yok; kadının kendi doğasındaki o esnek ama yıkılmaz sabır, şefkatli ama sarsılmaz asalet, her türlü
Reklam
​“Ben uyurken rahat yatağımda, gecenin karanlığında güvercinler ötüyor soğuk bir dalda. Dürüst değilim sözlerimde. Zira ibadet ve sevaba düşkün olsam, Kâbe’ye ant olsun ki güvercinler zikir ve tesbih ederken, ben uykuda gaflet içinde bulunmazdım. Hiçbir mükellefiyeti olamayan hayvanlar bile ağlarken ben gözyaşı bile dökmüyorum. Sonra da Rabbime aşırı sevgi ve bağlılık duygusuyla aklımın başımdan gittiğini mi iddia ediyorum?” ​— Hatîb Tebrîzî, Şerhü Dîvâni’l-Hamâse
"Gönlümü nasıl köle ettin bunca kusura?"
1000Kitap
Gassal
Bazen bir sahne, bir veda, sadece ekrandaki bir hikayeyi değil; insanın kendi içindeki derin, sessiz ve isimsiz sızıları tetikliyormuş. Gassal’ın o son bölümü beni o kadar çok ağlattı, içimde öyle bir kapı açtı ki, acısı uykularıma bile sirayet etti. Gece boyu uykudan iç çekişlerle, yürek yanmasıyla uyanırken anladım; insan bazen hiç bilmediği, adını koyamadığı vedaların yasını tutuyormuş. Ruhun bir deşarjı, içsel bir yüzleşmeydi belki de... Kalbime dokunan, beni kendimle ağlatan o ağır geceye not olsun.
Duygu ve Düşünce
"Allah kusurlarını örttüğü için insanlar seni över. Lütuf seni övende değil kusurlarını örtendedir." İbnü'l Cevzi
Reklam