Öncelikle merhabalar. Hoşgeldiniz.. Yazmaya başlıyorum, izninizle.
Bitti lan. Gerçekten bitti olm. Sonunda bir patlama yaşadım. Sevinç çığlıkları eşliğinde ağladım öyle diyim. Katilin kim olduğunu tahmin etmiştim. Ama o değildir diye umuyordum. O çıktı..
Birazdan çok fazla detaylı yazacağım spoiler yemek istemiyorsanız okumayın..
Neyse.
Kitap internette +18 görünüyor. Ama ben bunun kan ve bulunan cesetler ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Arada küçük bir smut başlangıç sahnesi var ama pek önemli değil.
Konusunu anlatayım.
Ana karakterimiz Öykü. Kendisi bir yazar. Şehir hayatının gürültüsünden bıkmış durumda. Küçük bir kasabaya imza günü için gidiyor. Kasabanın huzurunu çok seviyor. İmza sırasında yanına Kıraç geliyor. İmza bittiği için bir kafeye gidiyorlar. Tanışıyorlar, Kıraç Öykü'ye emlakçı tavsiye ediyor falan. En sonunda Öykü Kıraç'ın evinin yanında ki eve taşınıyor..
Bunlar konuşup sohbet ediyor. Öykü taşındıktan bir hafta sonra arkadaşları Öykü'yü ziyarete geliyor. Evin oradaki gölde yüzerlerken kanlı bir tişört buluyorlar. Jandarmayı arıyorlar. Jandarma amiri bu kasabaya iki ay önce sürgün edilmiş. Sebebi de teslim olan bir suçluyu vurup öldürmek.
Neyse günler geçiyor. Kıraç ve Öykü yavaş yavaş komşuluğun ötesine geçmeye başlıyorlar. O sıralarda kasabada ki ormanda bir tane kadın eli bulunuyor. Yine bir iki hafta geçiyor. Bu sefer de kayıp olarak bilinen liseli bir kızın cesedi bulunuyor.
Kıraç arada liseli çocuklara matematik dersi veriyor. Bu kaybolan kız da ders görenlerden biri. Kitabın sonlarına doğru emekli olan Jandarma amiri (sürgün edilen değil. Yine ders görenlerden birinin babası)
bu olaylarla fazla ilgilenmediği için yeni gelen amiri şikayet etmeye gidiyor. Giderken kaza yapıyor ve ölüyor. (Konuyla alakasız ama burada Kıraç ve Öykü