1992 yılında Altın Kitaplar tarafından basılan ve zamanının “hızlı mütercimi” olarak bilinen Mehmet Harmancı tarafından tercüme edilen eser, Dirk Pitt serisinin 11. romanı oluyor. Clive Cussler 1965 yılında roman yazmaya başladı. Dirk Pitt'in maceralarını konu alan ilk romanı 1973 yılında yayınlandı. Kitapları yüz ülkede kırk dile çevrilmiştir. Yüz yirmi milyondan fazla okuyucusu vardır.
Yazar aynı zamanda batık gemileri bulup çıkarmakla ünlüdür. Oşinografi ve Deniz maceralarını konu alan romanlar yazan akıcı dilli romanı iyi kurgulayan bir yazardır. Romanlarının en eski ve ünlü karakteri deniz mühendisi, devlet ajanı ve maceracı Dirk Pitt belirli bir noktaya kadar kendisinin bir yansımadır. Özellikle deniz üstü ve denizaltında geçen maceralarında adeta oşinografinin Indiana Jones’udur; diyebiliriz. (Not: 24 Şubat 2020 tarihinde vefat etmiştir.)
Yazar romanlarında, geçmiş ile günümüz arasında çok ilginç bağlantılar kurar, hatta bazı kitaplarında buna geleceğe yönelik planları da dâhil eder. Merak uyandıran ve okuru hep bir takım soru işaretleri ile zinde tutmayı başaran bir eser. Birçok farklı mekânda ve hatta bazen farklı zamanda başlayan senaryonun kurgusu tüm bu karmaşıklığa rağmen neredeyse kusursuz ilerler. Doğal olarak, bir “Çok Satan” kitabının olmazsa olmazı silik karakterler, James Bond/İndiana Jones karışımı mucizeler, beceriksiz kötü adamlar, aşk ve seks sosu eksik kalmaz. Ama zaten bu kitapları satın alan okuyucu tüm bunlara önceden hazırlıklıdır; hatta ister.
Fazla ipucu vermeden senaryoya değinirsek, her zamanki gibi, geçmiş bir zaman diliminde başlayan roman, bu sefer Amerikan İç Savaşı esnasında 1865 yılında Kuzeylilerden kaçmaya çalışan bir konfederasyon gemisi, Atlantik Okyanusunda kayboluşunu anlatır. İçinde tarihi değiştirebilecek önemde bir