Annem, "unuttum söylemeyi" dedi, "bu kız sizin ablanız."
Ablamız mı?
"Ablanız" dedi, "Nazan ablanız."
Annemin anlattığı hikayede Nazan'ın varlığına hiç rastlamamıştım. "Anne" dedim, "biz kaç kardeşiz?"
Annem saymaya başladı "Neriman, Nazan, Nergis, Zeynep, Sen, Yiğit, Mert, Can. Dokuz kardeşsiniz."
O ara üşenmeden saymış Yiğit "sekiz oldu anne" dedi, "bir kişi eksik."
" Tabii Orhan Ağabeyin de vardı ama intihar etti" ...
Bir su birikintisinde yüzüme baktım,güzellik çirkinlik ayrımının ilk kez farkına varıyordum. Yansımamdan hiç memnun değildim. İçimde garip tarifi zor bir his oluştu. Keşke ölsem dedim içimden.
"Benim babanla sonum yok dedi annem"
O ara beni iterek telefonu kaptı babam.
"Ne demek sonum yok" dedi. "Bu kadar çocuğu ben ot başından mı topladım? Eğer sen istemiyorsan ben de istemiyorum. Hepsini götürüp yetimhaneye vereceğim."
Cevap gelmeyince birkaç kez tekrar etti "alo, alo, alo. "