İnsan pek çok şeyin müzesidir.
Anıların müzesi, acıların müzesi,
gözyaşlarının müzesi,
yaşananların müzesi…
En çok da yaşayamadıklarının
müzesidir. Hayatımız bir şeyleri
biriktirmekle geçip gider. Her
şeyi biriktiririz de, bir zamanı
tutamayız elimizde.
Öyle hızlı geçer ki zaman,
dönüp baktığımızda üstü
tozlanmış anılarımızdan başka
bir şey göremeyiz geride.
Kimimiz gözyaşlarıyla doldurur
müzesini. Kimimiz de
sevinçleriyle.
Acıları fazla olanın müzesi
daima yaslı olur. En acınası olan
da hiçbir şey biriktiremeyen
insanlardır.
Ben hangisi olduğumu
bilmiyorum.