Kitabın ithaf sayfasına bayılldımm! Aynen şöyle başlıyor kitap:
''Şamanlar, güzel bir felsefeden beslenirlerdi.
Onlar; bu dünyada iyi, ahlaklı ve başarılı bir insan
olarak öldüğünde, bir sonraki hayatına
bir çiçek bahçesinde doğacağına inanırlar.
Kötü, ahlaksız ve farkındalıksız bir kişi olarak ölmek de senin tercihindir
fakat o zaman da bir sonraki hayatına ölü bir ot, çölde
yalnız bir kaktüs olarak doğacağına inanırlardı.
Bu kitap da bir sonraki hayatına, bir çiçek bahçesinde
doğacak olanlara ithafen yazıldı. ''
Öncelikle minimalist bir bakış açısı ile azın daha çok mutlu edebileceğine değinmiş yazar. Toplumda tüketerek mutlu olmaya çalışan insanların aslında tüketerek mutlu olamayacaklarını, tüketiminin mutluluk getiremeyeceğinden bahsetmiş.
Avcı-Toplayıcı atalarımızdan başlayıp onlardan bize geçen tıkınma genine oradan da tüketim hastalığının toplumu ne hale getirdiğinden bahsedip hayatımızı rehin almış olan korkularımız ve paradokslarımızdan nasıl kurtulabileceğimizden bahsetmiş.
Ayrıca kitapta ünlü isimlerin de hikayaleri ve yazıları mevcut. Mesela Dünyayı yürüyerek gezen Dicle Doğan'ın yazısı çok hoşuma gitmişti.
Günümüzü çok iyi anlatan bir kitap olmuş. Muhakkak okumalısınız.
Dünyadaki mültecilerin hayatını anlatan farklı bir kitap. Bakış açınızı değiştirebileceğine inanıyorum. Özellikle mülteci çocukların yaşamları ile ilgili olarak kaleme alınmış güzel bir çalışma. İnsanlığa ve insanın yaşamına dokunabilen bir kitap. Ve sürpriz sonlu. Israrla tavsiye ederim.
Her çocuğun vardır bahçesinde çiçekleri olan masum hayalleri.
Annesinin koynunda büyüyenlerin binbir renkli çiçek bahçeleri, annesizlerin bahçesinde ise şefkat çiçekleri.
Adil olan bir şey vardı elbet; her çocuk canı acıdığında "Anne'" dedi...