“Kayıp duygusuyla taçlandırıldığı müddetçe ölene kadar sürdürülebilir şeyler vardır.Biz genellikle kayıp duygusuyla taçlandırmadan bir sürdürülebilirlik arıyoruz.Halbuki aşkı zaten ayakta tutan şey,o kişinin kaybına dair duyduğum bir korkunun hala orada duruyor olmasıdır.”
Ebeveynlere bağlanma durumuyla ilintili bir başka örnek de eşe sadakattir.Sağduyu bize tek eşliliğin ahlaki kişiliğe temellenmiş bir karar olduğunu söyler değil mi? Ama bu da bizi doğrudan “kişiliğin “ ne olduğu sorusuna götürür.Kişilik dediğimiz şey de bilinç radarlarının altında işleyen mekanizmalara yönlendiren bir özellik olabilir mi?
“Dinler son sözü söylemek için çatışır,milliyetçilikler de üstünlük ve ayrıcalık hissi öğretirken sınırın her iki tarafındaki batıl inançlar,az görülen bir uyum içinde,bir arada var olurlar.”