Kanser hastasının mitolojisi yoktur, kanserden ölmenin romantizmi yoktur. Bakışlar üzerinden kaçırılır. Hastalık sizi içten fetheder, yiyip bitirir. Sadece saydam derinin altından beliren kemikler kalır. Verem hakkında şiirlerimiz ve Büyülü Dağ'ımız var, ama kanser için bir büyülü dağ yok. Kanserin büyüsüz dağı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mı izlerler?
Evet, babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.
Hayatında yeni bir şeye, mesela bir şarkıya başlar gibi, bir kahvaltı masasına oturur gibi, bir gazeteyi açıp okur gibi, bir televizyonun başında kumanda tuşuna basar gibi kolayca başlayabilme kabiliyetine sahip insanlara çok gıpta ediyorum. Ben her köşe başına geldiğimde, bir sonraki sokakta olması muhtemel şeyleri düşünüyorum; korku ve pişmanlığım gitgide azalıyor ve hemen oracıkta ölmeyi hayal ediyorum.
Hiçbir şeye başlamak kolay olmadı hayatımda. O günün sabahında da durum tam olarak böyleydi.
"Ben gideceğim diye tutturursan seni burada tutmaya gücüm yetmez. Ne yaparsam yapayım, gidersin. Hatta buradaymış gibi gidersin ki bu daha da kötü. Kalmış gibi yapmaktansa gitmek daha iyidir. Ama bana sorarsan sakın git-me. Nasılsa tekrar geri gelirim diye gider insan ama sonra dönebileceğin bir yer kalmaz. Bırak dönebileceğin yeri, üzerinde yürüyebileceğin bir yol da kalmaz. Gidip de dönen yok mudur? Var elbette. Bazılarının gitmesi de elzemdir. Ama seninki böyle değil. Gitme."