Asse

Kendisini kayığın dibinde havasızlıktan çırpına çırpına, kuyruğunu çarpa çarpa can veren balıklara benzetiyordu. İnsanı boğan su o canlıyı yaşatıyor, kendisini yaşatan hava o canlıyı boğuyordu. Anlaşılmaz bir şeydi bu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne düşündüğümü söylememi ister misin, Söyle, Sonradan körleşmedik, hep kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler…
Bahtımıza ne çıkarsa artık :)
İnsanların neler yapabileceği önceden asla bilinmez, beklemek, zamana zaman tanımak gerekir, hükmeden zamandır, zaman kumar masasının diğer tarafındaki oyuncudur ve iskambil kâğıtlarının tümü onun elindedir, bize düşense hayat -kendi hayatımız- karşılığında kartları tahmin etmektir.
Bi ev alayım, bi araba falan falan…
Doğru fırsatın gelmesini bekleyenlerdenseniz uzun süre beklemeniz gerekebilir. Yola çıkmadan sekiz kilometre önce bütün trafik ışıklarının yeşil yanmasını beklemek gibi bir şey.
Ee bu yerli Freud:)
İnsanın özünün kötü olduğuna inanıyordu. İnsan, iyi insan olmak için çok çabalamak zorundaydı ama kötülük için çabalamaya gerek yoktu.