Martin Eden başlarken buyuk, guzel beklentilerle başlamıştım. Çevremde olsun sosyal medyada olsun o kadar beğeniliyor ve övüluyordu ki... haliyle benim de beklentimi arşa çıkardılar.
Ancak hayal kırıklığı oldu benim icin.
Sevemedim.
Yanlış zamanda okuma gibi bir durum da olmadı. Gayet de isteyerek basladim.
200'lere kadar güzelce okudum ancak sonrasında sıkılmaya basladim hep ayni şeyleri okumaktan. Icim şişti.
Martin çabalıyor, birakmiyor; bunlar super ancak 300 sayfa da yazmazsın yani bu süreci.
Halbuki severim Jack London okumayı.
Bir de SPOI olacak şunu diyeyim, Ruth'a deliler gibi aşıktın okey sonra ayrıldın ona da okey de Lizzie'ye ne ara aşık oldun yani? Goz devirmeme engel olamayacağım bir sahneydi.
Sonunda da ne bilim her seyi basarmisken gerek var mıydı oyle bir şeye?
Anlık - Dönemsel - bir buhran sonucu oyle bir sey yapti gibi geliyor.
Iyi de Turkiye'de yasayan biri değildi Martin Eden. Yoksa asla 500 sayfa sürmezdi kitap.