Bir sabaha uyanmak... Sana doğan bir güneş, seni takip eden bulutlar, bir meltem sana yol veren... Hepsi bir hayal senin için. Kimileri hükmetmek için doğar kimileri hizmet etmek için. Sense gölgelere aitsin, eklemlerinden göğe uzanır iplerin, olursun yaratıcının bir kuklası. Saklan ve yüklen kim- senin üstüne almayacağı tüm sıfatları. Böyle yaşarsa nasıl dik durur insanın omuzları? Omurgam var ama taşıyamaz üzerinde dik başımı. Kesilir atılır bir kenara, içi istenenle doldurulmamışsa ne işe yarar Soytarı? İşte hükümdarım ve tacı, dik başında. Kendi başı omzunda kaldıkça bir soytarı ölse ne kaybeder dünya? Soytarı durmaz yürür ipine, her şeyden önce gelir görev bilinci. Ölmeden önce gülümser, kullanmadığı dişleri ağzında birer inci. Kollarını göğe açar, döner güneşe yüzünü hayatında birinci. Sonra bakar hükümdara ve der ki: "Bu dünyadan ilk sen göçeceksin, ben ikinci." Hükümdar o an kan kusar ve kaybeder bilinci...