“Ben buyum dedin ve kitledin mevzuyu. İşte o andan itibaren zihnin tek amacı, o güne kadar oluşturduğu zihin dünyasının ve onun başrol karakterinin devamlılığını sağlamak oluyor. Sadece bunun için düşünce üretiyor. O dünyaya yeni bir tanım eklenecekse, mutlaka içersinde uyumlu olursa kabul olur. Ve insanın kaderi de bu inançların, bu kayıtların teker teker deneyimlenmesi oluyor.”
Uyanıyorum: sadece düşünceler var burada, sadece düşüncelerim var, onları yaşıyorum ben. Ne yaşıyorsam olan bitenden zannettim senelerce, kahretsin! Üzüntümü, kahırlarımı, acılarımı, onca acıyı, gözyaşını, korkuyu, daralmayı, o boktan yılları hep yaşam bana verdi zannettim. Hep başkalarının yaptıkları sandım, olan biten sandım. Hepsi düşüncelerimin seyrettidiği hayallermiş. Her yaşadığım ve inandığım, düşüncelerimin sonucu girdiğim hallermiş. 
Yaşam sana bu an ne getirmiş? Fasülye ayıklamak. Gelmiş artık, burada. Onunla birleşeceksin. Ha, “bu ne işe yarayacak?” dersen, dönüşüm için öncelikle neredeysen orada olmayı, yaşamla birleşmeyi öğrenmen gerekiyor. Birleşmediğin bir şeyi yönlendiremezsin. Birleşmediğin bir şeyin akışını dönüştürmezsin. Hem bedeninle hem de bilincinle ve her ne yapmaktaysan, o an sana ne getiriyorsa onu yap.