Baghra bana başka bir büyüteç vermesini istemişti ama Karanlıklar Efendisi sadece geyiğin boynuzunun işe yarayacağını söylemişti. Bana kemikten bir kolye yapacaktı. Yoksa bana tasma mı takacaktı? Onu sıkıştırdığımda da beni öpmüş; bana boynuzu, büyüteçleri ve diğer her şeyi unutturmuştu. Gölün kenarında ışıkların altında kalan pürüzsüz yüzünü, şaşkın ifadesini ve darmadağın saçlarını hatırladım. Her şeyi kasten mi yapmıştı? Gölün kenarındaki öpüşmemizi, ahırda geçirdiğimiz o gece yüzündeki acı dolu ifadeyi, insansı mimikleri, fısıltılı sözleri, hatta bu akşam aramızda olanları da mı ayarlamıştı?
"Karanlıklar Efendisi'ne öyle dedim. Bir köylü masalından ibaret olduğunu düşünürse boynuz avından vazgeçer diye düşündüm ama onu eline geçirince, hiçbir şey onu durduramayacak."
Ellerimi öfkeyle açtım. "Onu ne yapmaktan durduramayacak?"
"Karanlıklar Diyarı'nı silah olarak kullanmaktan."
"Karanlıklar Efendisi'ne öyle dedim. Bir köylü masalından ibaret olduğunu düşünürse boynuz avından vazgeçer diye düşündüm ama onu eline geçirince, hiçbir şey onu durduramayacak."
Ellerimi öfkeyle açtım. "Onu ne yapmaktan durduramayacak?"
"Karanlıklar Diyarı'nı silah olarak kullanmaktan."
Karanlıklar Efendisi kapıdan sessizce çıktı, ama sonra arkasına dönüp bana baktı. "Alina," dedi. Aklındakileri söyleyip söylememekten çekindiğini görebiliyordum. "Bu gece odana gelebilir miyim?"