Aslı Nur Akaydın

Aslı Nur Akaydın
@Asuru
Bir ağaç kesildiğinde ve çıplak, ölümcül yarasını güneşe gös terdiğinde, gövdesinden geriye kalan o ak kütüğünden, o mezar taşından tüm tarihi okunabilir: Yaş halkaları ve yumrularında birebir yazılıdır tüm mücadeleler, tüm acılar, tüm hastalıklar, tüm mutluluk ve serpilişler, kurak yıllar, bereketli yıllar, savuşturulmuş saldırılar, atlatılmış fırtınalar. Ve her köylü çocuğu bilir en sık yaş halkalarının en sert, en iyi odunda olduğunu, dağların tepelerinde, her daim tehlike altında en yok edilemez, en güçlü, en mükemmel ağaçların büyüdüğünü.
Sayfa 11
Reklam
Ağaçlar hep en etkileyici vaazlar olmuştur benim için. Ormanlar ve korularda halklar ve aileler halinde yaşayan ağaçlara hayranım ben. Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden münzeviler gibi değil, yalnızlaşmış büyük insanlar gibi, Beetho ven ve Nietzsche gibidirler. Tepelerinde uğuldar dünya, kökleri sonsuzluğa uzanır ama sonsuzlukta kaybolup gitmez, var güçleriyle tek bir şey için, onlara özgü, onlarda içkin yasayı yerine getirmek, büyüyüp serpilmek, varlıklarını ortaya koymak için çabalarlar. Hiçbir şey daha kutsal, hiçbir şey daha mükemmel değildir güzel, güçlü bir ağaçtan.
Sayfa 11
Ağaçlar en sevdiğim şeylerin arasında. Su, ağaçlar, kızlar. Sabahtan akşama kadar ağaçlara tırmanıp dururdum ben eskiden. Ve çoğu zaman orada öylesine, sakin sakin otururdum, bir ağacın en tepesinde. Saatler boyunca. Yazın yapraklar sıkçayken beni kimseler göremezdi. Çok uzaklarda olduğumu hissederdim. Ağaçtan aşağıya indiğimde, sanki uzun bir yolculuktan eve geri dönmüşüm gibi gelirdi.
Sayfa 205
Bambaşka bir hayat. Herkes benim New Yorklu bir köpek sahibi olduğumu sandı muhtemelen. Burada yaşadığımı, bir dairem ve köpeğim olduğunu sandılar. Her gün böyle kakalar temizlediğimi falan. İnsanı şaşırtan bir düşünce. Eğer ben New Yorklu bir köpek sahibi değilsem, bu, diğer insanların da göründüklerinden farklı olabilecekleri anlamına geliyor. Yani bu, herhangi bir şeyi bilmenin mümkün olmadığı anlamına geliyor. Tüm bu insanlar. Her yerdeler. Caddelerde, parklarda, dükkanlarda, gökdelenlerde. İşleri güçleri yok mu? Onlara bakıp neyle uğraştıklarını anlamak mümkün değil. İşlerin yürümesini sağlamaya çalıştıklarını varsayıyorum. Tastamam bizim Norveç'te yaptığımız gibi, diğer bütün yerlerde olduğu gibi. Bir şeylerin işlemesi için uğraşıyorlar. Onları bir yerden bir yere giderken, bütünlüklerinden koparılmış olarak görüyorum. Başka yerlere, oradaki şeyleri işletmeye gidiyorlar. Her yerde ve pek çok düzeyde bir şeyler işlemek zorunda. Kişisel düzeyde, aile, iş, dostluk, yerel toplum düzeyinde ve tabii ki küresel düzeyde. Yoluna konulması gerekenler öyle az buz değil. Manhattan'ın doğusundaki bir kavşakta köpekle beraber durmuş beklerken işler benim için de yoluna girecek mi acaba, diye düşünüyorum. Bunu becerebilecek miyim?
Sayfa 135
Burası New York. Bunalmama izin var. Biraz garip burada olmak. Kendimi bildim bileli bu şehir hakkında ya bir şeyler duydum ya da bu şehri filmlerde gördüm. Şimdi burasının var olduğundan ilk kez eminim.
Sayfa 129
Reklam