"Insanlar geliniz dinleyiniz belleyiniz ibret alınız insanlar! Yaşayan ölür , ölen fena bulur, olacak olur . Yağan yağmurlar ve biten otlar rızıklar ve azıklar babalar ve Analar diriler ve ölüler toplular ve dağınıklar işaret üstüne işarettir bunlar... Çocuklar doğar anaların babaların yerini tutar sonra hepsi mahvolur gider dikkat edin söylediklerime kulak verin! Gökte haber var ; ve yerde ibret alacak şeyler Yeryüzü serilmiş bir döşek , gökyüzü yüksek bir tavan .Yıldızlar yürür denizler durur. Gelen kalmaz giden gelmez .''
Acı ve zevk konusunda ayrıcalıklı olan duyarlılıkları büyük iç yankılar doğurarak hep birden titreşen sinirli yaratılışları nesnelerin özüyle sürekli bir uyum içinde olan Ender yaratıklardan değil miyiz biz? Bu insanların her şeyin uyumsuzluk içinde olduğu bir çevreye koyup korkunç acılar çektiklerini görürsünüz. Bunlar hoşlarına giden düşüncelere duyulara ya da insanlara rastladıklarında ise evkleri büyük bir coşkuya dönüşür.
Ruh dünyası, madde dünyasından hiçbir şeyin mutlak olmaması ile ayrılır; etkilerin şiddeti, karakterlerin ya da bir olay çevresinde bir araya getirdiğimiz fikirlerin gücüyle orantılıdır.