Eyşan'la ben bugünkü Türkiye'nin on yıl önceki hali gibiydik. E.'yi kısmen de olsa almıştım, E.'nin hayatına yerleşmiştim ama iktidar olamamıştım, kültürel üstünlüğü ele geçirememiştim. On yıl önceki Türkiye'den farklı olarak bende para da yoktu üstelik. Yapabileceğim tek şey tıpkı Türkiye'nin yeni zengin sınıfının yaptığı gibi Eyşan'ın huzurunu kaçırmaktı. Ancak Eyşan'ın hayatına musallat olan bir illet olabilirdim, Eyşan'ın yaşama sevincini öldürmekle yetinmeyi öğrenmem gerekiyordu, öğrendim. Türkiye'nin yeni zengin sınıfı da öyle yapmıştı, hızla fakirleştirdiği kültürlü, biraz kibirli, medeni ve neşeli olmaktan vazgeçiremediği sınıfların yaşama sevincini öldürmeyi görev bilmişti.