Burada büyük bir kodlama değişikliğine ihtiyaç var. Bir kere evliliğin bir ömrü var, bunu cebe koyalım. Bu ömrü uzatmak için yapabileceklerimiz var. Bunlar bazen işe yarayabilir, bazen ise hiç yaramaz. Çünkü hayatta birbirimizden bambaşka yerlere evrilebiliriz, birbirimizi tanımaz hâle gelebiliriz. Aslında birbirimizle
ilgili seçimlerimizi yaptığımız zamanlar, kimliğimizin en fazla dönüşüm geçirdiği yıllardır. Ellisinde partner olmakla yirmisinde partner olmak arasında ciddi bir fark var. Her daim dönüşüyoruz.
Yolda birbirini kaybetmek de dönüşüme dahil olabiliyor. Dolayısıyla boşanmanın, bir ilişkiyi devam ettirmek istememenin de bir ilişkiye başlamak kadar kişisel bir hak olduğunu cebimize koymamız gerekiyor. Bu bir suç değildir, birine kötülük yapmak da değildir.
"Biz artık bir elmanın iki yarısıyız, öteki yarılarımızı tarihe gömüp öbür yarı ile birleştik," macerasının adı "evlilik" oldu. Sonrası malum; adamın annesinden az etkilenmesi, karısından çok etkilenmesi, hangi erkek arkadaşıyla arkadaş kalıp hangisiyle artık görüşmemesi konusunda ona bir ayar verilmesi ve tüm bunlara göre bir planlama yapılması... Bu bizim
coğrafyada kadının evlilikle ilişkisi...
Adamların evlilikle ilişkileri ise yarı açık cezaevinde yaşamaya başlama tadında. Hep bir gidesi var adamların. Sanırsınız hepsi zorla evlendirilmiş. Evlilik kadının mülkü, abiler de misafir sanatçı gibi. Hepsi nezaket bozucu işler zaten. Hangi mesafeden bahsedilebilir ki?