📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabı gece yatmadan önce bitirdim ve sabaha kadar rüyamda baş kahraman olan Nasar'ı kurtarmak için çabaladım.
Kitabın kapağını çevirdiğimde korkmadım değil. Çünkü yazarın Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuyanlar bilir, birbirine benzeyen isimler olmasından ötürü kitaba adapte olmakta zorlanmıştım. Ama yazarın üslubuna hakim olduğum için isimleri ve olayları kavramam geçikmedi.
Konusuna gelirsek;ilk sayfadan bir cinayet işlendiğini öğreniyorsunuz. Bütün kurgu ölüm üzerine ve ölenin (Nasar'ın) ve çevresinde ki insanların olayla alakalarını inceliyor. Bütün olay düğün gecesinin sabahı gerçekleşiyor. Bakir çıkmayan kızımızın ikiz erkek kardeşleri ve kıza el sürdüğünü düşündükleri Nasar etrafında geçiyor. Cevaplanmamış bir çok soru takılıyor aklınıza ama bu soruların cevapları öyle güzel yerlerde karşınıza çıkıyor ki orda yazarın eşsiz zekası devreye giriyor. Namus, töre cinayeti (evet yanlış duymadınız Kolombiyalı bir yazardan bizim duymaya hiç yabancı olmadığımız bir konu) bekaret,aile gibi kavramlar tüm çıplaklığıyla işleniyor.
Kitabın sonunda ölümle savaşan Nasar'ın "beni öldürdüler" dediği kısım yürekte bir cız etkisi yaratıyor. Ama bir yandan da cinayeti işleyen ikiz kardeşlerin sırf kendilerine engel olsunlar diye cinayeti herkese duyurma çabaları yadsınamaz. Hangisi daha çaresiz okuyup ona siz karar verin.
Ya bi de kitabı okuduktan sonra göreceksiniz "Türk'ün olmadığı bir yer söyleyin " cümlesi geçecek aklınızdan.
Başından sonuna heyecanını kaybetmeyen muhteşem bir kitap, ne söylesem eksik kalacak.
İyi okumalar.
Korkmuştu, çünkü kendisi onu ne kadar yaşlanmış görüyorsa, onun da kendisini o kadar yaşlanmış gördüğünü biliyordu, kendisindeki gibi içinde buna katlanacak kadar sevgi olduğunu da sanmıyordu.