Bu kitabı tanımlayacağım üç sözcük; Cesur, Çarpıcı, Yıpratıcı.
Kitap yazıldıktan sonra " cinsel arzuları tahrik" gerekçesinden bir süre yasaklanmış. Yasağı koyanların da Hüsrev karakteri gibi pis, sapık düşünceli olduğunu düşünüyorum. Ha bir de okuduklarını anlamamaları başka bir toplumsal gerçeğimiz. Hemen iki açık cümle okuyalım bu kitap kötü, pornografik diye etiketlenmesi. Melek'e yapılmış haksızlık olduğunu düşünüyorum. Belki de en kötü sonuç.
Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olan kitapta üç kişiden dinliyoruz olayı ve hayatlarına dair önemli bölümleri. İlk başlayan hakim. Aldatılmış. Kadınların hepsinin aynı olduğunu düşünüyor. Asılacak Kadın yani Melek, ne çocukluğunu yaşamış ne gençliğini. Hep susması gerektiği, kendisini savunmasının sonunda ceza geldiği öğretilmiş. Ve bu nasıl korkutulma ki idam sehpasına giderken bile kendini savunmaması...
Ve son olarak Yalçın, Meleği sevip sevmediğini kendisi bile bilmiyor ama onu kur_tar_mak istiyor. Bir an da Azrail'i oluveriyor.
Erkeğin her yaptığı davranışın "HAK" kabul görmesi...
Erkektir yapar, güçlüdür...
Ve birinin çıkıp "Neler oluyor?" dememesi...
Seyirci kalmamız...
Bin yıldır değişmeyen acılar...
Sindire sindire, yavaş yavaş okudum bilerek. Çünkü ilk sayfadan anladım elimde tuttuğum bir başyapıt.
Hissederek oku dedi iç sesim.